Bağcıoğlu’ndan NATO öncesi uyarı: Türkiye duruşundan taviz vermemelidir

Takip Et: Paylaş: Bağcıoğlu’ndan NATO öncesi uyarı: Türkiye duruşundan taviz vermemelidir CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, düzenlediği aylık milli güvenlik toplantısında iktidarın dış politika ve savunma sanayisi stratejilerini çok sert sözlerle eleştirdi. Ankara'daki NATO Zirvesi öncesi Türkiye'nin egemenlik haklarından ve Montrö kazanımlarından taviz vermemesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu; askeri sağlık sisteminin çökertilmesinden S-400 tedarikinin ağır faturasına, teğmenlerin ihraç edilmesinden askeri personelin açlık sınırı altındaki özlük haklarına kadar hayati uyarılarda bulundu. 3.07.2026 11:48:00 Güncellenme: 3.07.2026 11:48:00 Ece İçmez Takip Et: CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, düzenlediği aylık milli güvenlik toplantısında iktidarın dış politika ve savunma sanayisi stratejilerini çok sert sözlerle eleştirdi. Ankara'daki NATO Zirvesi öncesi Türkiye'nin egemenlik haklarından ve Montrö kazanımlarından taviz vermemesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu; askeri sağlık sisteminin çökertilmesinden S-400 tedarikinin ağır faturasına, teğmenlerin ihraç edilmesinden askeri personelin açlık sınırı altındaki özlük haklarına kadar hayati uyarılarda bulundu. 102 yıllık tarihiyle Türkiye’nin en güvenilir gazetesi. Tıkla ve favori kaynaklarına ekle CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP Seçilmiş İzmir İl Başkanlığında düzenlenen aylık bilgilendirme toplantısında milli güvenlik konularına ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Balyoz Kumpasında hayatını kaybeden Amiral Cem Aziz Çakmak ve diğer tüm kayıpları anarak başlayan Bağcıoğlu, "Milli orduya kumpas kuranları, bu kumpaslara göz yumanları, askeri personelin hakkını hukukunu korumayanları lanetliyorum. Unutmadık unutmayacağız" dedi. Milli güvenlik konusunda değerlendirme, eleştiri ve öneriler yapmaya aralıksız devam edeceklerini belirten Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminden savunma sanayisine kadar birçok konuyu gündemde tutmaya kararlı olduklarını şu sözlerle aktardı: "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da; askerî sağlık sisteminin çökertilmesini, askerî eğitim sistemindeki gerilemeyi, personel temin, atama, terfi ve emeklilik süreçlerindeki liyakatsiz ve hukuksuz uygulamaları, son 14 yılda muharip uçak tedarik edilememesini, hava savunma zafiyetini, öncelik alamayan acil harekât ihtiyaçlarını ve savunma sanayisindeki yapısal zafiyetleri, Mavi Vatan'daki hak ve menfaatlerimizin yeterince korunamamasını, askerî alanların rant uğruna elden çıkarılmasını, emekli askerlerin gasp edilen özlük ve sosyal haklarını, muvazzaf personelin derinleşen ekonomik sorunlarını, şehit aileleri ve gazilerimizin çözüm bekleyen sorunlarını, OYAK'ta yaşanan yönetim zaaflarını, Türk Hava Kurumu'nun kayyum uygulamalarıyla etkisizleştirilmesini, afet yönetiminde yaşanan gecikmeleri ve koordinasyon eksikliklerini, Atatürk'e bağlılıklarını ifade ettikleri için ihraç edilen teğmenleri, ihmal sonucu şehit olan Mehmetçiklerimizin hesabının sorulmamasını, kötü muameleye maruz kalan askerî personelin susturulmasını ve hak arama yollarının kapatılmasını ve bunlarla sınırlı olmayan tüm millî güvenlik meselelerini gündemde tutmaya, takip etmeye ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz." "TÜRK BAYRAĞI RÜZGARLA DEĞİL, ONU KORURKEN ŞEHİT OLAN HER MEHMETÇİĞİN SON NEFESİ İLE DALGALANIR" Türk bayrağının en büyük milli değer olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, bu sembolün önemini dile getirirken, bazı kesimlerin veya kişilerin Türk bayrağı ve milli birliğimiz temalı faaliyetlerden rahatsız olmalarının son derece rahatsız edici olduğunu söyledi. NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin rolüne ilişkin basında yer alan iddiaların bilgi kirliliğine ve endişelere yol açtığını belirten Bağcıoğlu, zirveye ev sahipliği yapmanın önemli olduğunu ancak övünmeden önce bazı soruların sorulması gerektiğini ifade etti ve "Keşke millî savunma sanayiimizin kritik projelerine ve yerli üretim kapasitesine ihtiyaç duyduğu kaynaklar zamanında tahsis edilebilseydi. Keşke zirvenin hava savunması tamamen yerli ve millî hava savunma sistemleriyle sağlanabilseydi. Asıl övünmemiz gereken başarı bu olurdu" dedi. Ankara Zirvesi öncesinde yaşananları düşündürücü olarak nitelendiren Bağcıoğlu, süreçteki gelişmelere ilişkin şu eleştirileri sıraladı: "Anlaşılan o ki, Türkiye’de yaşanan herkesin bildiği gerçekleri yurt dışında anlatanları, her fırsatta 'ülkeyi şikâyet etmekle' suçlayanlar, bu kez Türk gazetecilerini NATO’ya şikâyet etti. Sanki yoksulluk o evlerde yaşayan insanların suçuymuş gibi, Ankaralıların evlerinin önüne paravanlar çekildi. Akademisyenler ve STK üyeleri ağır suçlamalarla tutuklandı." Türkiye’nin ittifak yükümlülüklerini yerine getirirken milli menfaatlerinden ödün vermemesi gerektiğinin altını çizen Bağcıoğlu, "Türkiye; egemenlik haklarından, Montrö’nün sağladığı stratejik kazanımlardan, Karadeniz’deki istikrarı koruyan dengeden, Kıbrıs Türkünün güvenliğini sağlayan, haklarını muhafaza eden, Ege ve Doğu Akdeniz’deki milli menfaatlerimizi koruyan ve Ortadoğu’da macera ara...


