Ekonomi Haberleri
60 Haber Listeleniyor
Tekel Bayileri Duyurdu: Bir Sigara Grubuna Zam Geldi, En Düşük Paket Fiyatı 115 TL, Piyasadaki En Yüksek Fiyat 140 TL Oldu
Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği Başkanı Erol Dündar, bir sigara grubunun ürünlerine zam yapıldığını duyurdu. Yeni fiyat tarifesi 7 Ağustos tarihinden itibaren geçerli olacak. Gerçekleşen bu zamla birlikte, söz konusu sigara grubunun en düşük fiyatlı paketi 115 liraya, en pahalı paketi ise 130 liraya yükseldi. Öte yandan, geçtiğimiz günlerde farklı sigara gruplarına yapılan zamların ardından piyasadaki en yüksek sigara paket fiyatı 140 liraya ulaşmıştı.

Emekli Maaşı Fark Ödemeleri 7 Ağustos'ta Hesaplara Yattı: En Düşük Maaş 23.522 TL'ye Yükseltildi
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan duyuruya göre, emeklilere yönelik maaş farkı ödemeleri 7 Ağustos gecesi itibarıyla hak sahiplerinin hesaplarına aktarıldı. Bu ödemeler, en düşük emekli maaşının 20 bin liradan 23 bin 522 liraya yükseltilmesi kapsamında gerçekleştirilen düzenlemenin bir parçasıdır. Yapılan düzenleme ile birlikte, maaş farkı ödemelerinden sadece en düşük emekli maaşını alanlar değil, aynı zamanda aylıkları 20 bin lira ile 23 bin 522 lira arasında olan emekliler de faydalandı. Bu gruptaki emeklilere de eksik kalan tutarlar kadar fark ödemesi yapıldı. SGK, ilgili ödemelerin 7 Ağustos gecesi itibarıyla tamamlandığını ve emeklilerin aktarılan fark tutarlarını hesaplarından çekebileceklerini bildirdi.

Bodrum yine dolup taştı! Nüfus 800 bine dayandı
Küresel ekonomik dalgalanmalar, bölgesel çatışmalar ve Avrupa pazarındaki daralmaya rağmen Türkiye'nin gözde turizm destinasyonlarından Muğla'nın gözde turizm merkezi Bodrum, 2026 yaz sezonunda hareketliliğini...

Emeklilere 3.552 TL Taban Maaş Farkı Ödemesi: Resmi Gazete Süreci ve Beklenen Tarihler
Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilen ancak henüz Resmi Gazete'de yayımlanmayan yasal düzenlemeyle birlikte, bazı emeklilere 3 bin 552 TL ek ödeme yapılması bekleniyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından kesin ödeme takvimini duyuracak. Fark ödemelerinin Ağustos ayının ilk haftasında hesaplara aktarılması öngörülüyor. Bu ek ödemenin nedeni, en düşük emekli maaşının 20 bin TL'den 23 bin 552 TL'ye yükseltilmesidir. Temmuz döneminde SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin kök maaşlarına %17,76, memur emeklilerinin maaşlarına ise %13,52 oranında zam yapılmıştı. Ancak bu zam oranları kök maaşlara uygulandığı için, maaşları yeni taban aylığın altında kalan emeklilerin mağduriyet yaşamaması amacıyla bu fark düzenlemesi yapıldı. Özellikle taban aylık düzenlemesi henüz Resmi Gazete'de yayımlanmadığı için maaşını en alt sınırdan alan emekliler ile dul ve yetim hak sahipleri bu 3 bin 552 liralık fark ödemesini henüz almadılar. Emekli statülerine göre rutin Temmuz ayı maaş ödemeleri ise şu şekilde gerçekleşti: 4C (Memur Emeklileri): Temmuz ayının ilk haftasında rutin maaşlarını aldı. 4A (SSK Emeklileri): Maaş ödemeleri 17-26 Temmuz tarihleri arasında tamamlandı. 4B (Bağ-Kur Emeklileri): Maaş ödemeleri 28 Temmuz'a kadar devam etti. 3 bin 552 TL'lik fark ödemeleri başladığında, vatandaşların herhangi bir SGK veya banka şubesine gitmesine gerek kalmayacak. Ödemeler, maaş alınan banka hesaplarına veya PTT şubelerine otomatik olarak aktarılacak. Hesap kontrolü için e-Devlet Kapısı üzerinden SGK'nın "Emekli Aylık Bilgisi" ekranı, mobil ve internet bankacılığı uygulamaları veya bankaların çağrı merkezleri kullanılabilir.

Halka Arz Onayı Bekleyen Teknoloji Şirketi İnfinia Advanced Elektronik A.Ş. Konkordato Talep Etti, 3 Aylık Geçici Mühlet Aldı
Türkiye'de birçok şirketin nakit akışı sıkıntısı yaşadığı ve borç yükünü hafifletmek amacıyla Borsa İstanbul'da halka arz yolunu değerlendirdiği bir dönemde, teknoloji sektöründen önemli bir oyuncu olan İnfinia Advanced Elektronik A.Ş. konkordato ilan etti. Şirket, Borsa İstanbul'daki halka arz onay sürecini beklerken nakit akışını yönetemediğini belirterek mahkemeye başvurdu. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, mali sıkıntıya giren İnfinia Advanced Elektronik A.Ş. ile şirket ortakları İsmail Tugay Güzel ve Kadem Berker Yaşar'ın talebini değerlendirdi. Mahkeme, 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren üç ay süreyle geçici mühlet verilmesine karar verdi. Bu kararla birlikte, şirket ve ortakları hakkında hiçbir haciz işlemi yapılamayacak ve mali durumları, Hukukçu Duygu Taşdemir, SMMM Cahit Serkan Kumdakcı ve Elektrik Elektronik Mühendisi Melike Özlem Bilgili'den oluşan üç kişilik geçici komiser heyeti tarafından denetlenecek. Geçici mühletin 3 Ekim 2026 tarihinde sona ereceği belirtilirken, şirketin geleceğini belirleyecek kritik duruşma ise 24 Eylül 2026 tarihinde saat 12:00'de yapılacak. Alacaklıların, karara yedi gün içinde dilekçeyle itiraz etme ve konkordato talebinin reddini isteme hakları bulunuyor. İtirazda bulunacak alacaklıların duruşma gününden en az üç gün önce itiraz sebeplerini yazılı olarak mahkemeye bildirmeleri gerekiyor.

ICBC Turkey, Operasyonel Verimlilik İçin Türkiye'deki 5 Şubesini Kapattı, 3 Şubesini Birleştirdi
ICBC Turkey Bank, şube ağında stratejik bir değişikliğe gittiğini Kamuoyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklama ile duyurdu. Banka, bu yeniden yapılanma kapsamında Türkiye genelindeki 5 şubesinin faaliyetlerine son verirken, 3 şubesini ise mevcut diğer şubeleri bünyesinde birleştirdi. Banka tarafından yapılan bilgilendirmede, kararın operasyonel verimliliği artırma ve stratejik planlama hedefleri doğrultusunda alındığı belirtildi. Bu yeniden yapılanma süreciyle birlikte şube ağının daha etkin yönetilmesi, operasyonel süreçlerin sadeleştirilmesi ve banka kaynaklarının daha verimli kullanılması amaçlanıyor. Çin'de 1984 yılında kurulan Industrial and Commercial Bank of China (ICBC), küresel ölçekteki en büyük bankacılık grupları arasında yer alıyor. Hisseleri 2006 yılından bu yana eş zamanlı olarak Hong Kong ve Şanghay borsalarında işlem gören kurum, altı kıtada toplam 48 ülke ve bölgede faaliyet gösteriyor. Geniş şube ağı, ATM altyapısı ve dijital bankacılık kanallarıyla bireysel ve kurumsal müşterilere hizmet veren banka, Türkiye'deki faaliyetlerini de ICBC Turkey Bank çatısı altında sürdürüyor.

Vitabiotics, Türkiye Operasyonlarını Devrettikten Sonra 900 Milyon Sterline ABD'li Bain Capital'e Satıldı
Yaklaşık on yıldır Türkiye pazarında faaliyet gösteren Vitabiotics, ülkedeki tüm operasyonlarını Ocak 2026 itibarıyla Romanya merkezli ilaç grubu Mediplus'a devretti. Bu stratejik hamlenin ardından şirket, ABD merkezli özel sermaye fonu Bain Capital'e yaklaşık 900 milyon sterlin karşılığında satıldı. Vitabiotics bünyesinde Perfectil, Pregnacare ve Wellwoman gibi uluslararası alanda tanınan markaları barındırıyor ve Birleşik Krallık pazarının önde gelen oyuncuları arasında yer alıyor. Şirket, küresel düzeyde geniş bir pazarlama ağına sahip olup, marka elçileri arasında David Gandy, Tess Daly ve Davina McCall gibi dünyaca ünlü isimler bulunuyor. Vitabiotics CEO'su Tej Lalvani, gerçekleşen satışı şirket için yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Lalvani, babasının bilim ve beslenmenin gücüyle günlük yaşamı iyileştirme vizyonunu büyütme fırsatı bulduğu için minnettar olduğunu belirtti. Ekibiyle birlikte Vitabiotics'i mütevazı bir İngiliz aile şirketinden dünyanın en güvenilir vitamin ve sağlık markalarından birine dönüştürdüklerini ifade etti. Şirketin temelini 1971 yılında atan 94 yaşındaki Prof. Kartar Lalvani, devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından grubun Onursal Başkanı olarak görev yapmaya devam edecek. Satıştan elde edilen gelirden Lalvani Ailesi de pay alırken, devir sürecinin ardından markanın uluslararası pazarlardaki büyüme stratejilerine odaklanacağı kaydedildi.

Brent petrolün varili 86,61 dolardan işlem görüyor
Cuma günü 94,49 dolara kadar yükselen Brent petrolün vadeli varil fiyatı, günü 91,68 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.38 itibarıyla kapanışa göre yaklaşık yüzde 5,5 düşerek 86,61 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili de 83,85 dolardan alıcı buldu. Petrol fiyatları, ABD ile İran arasında gerilimin yatışacağına ilişkin işaretlerin Orta Doğu kaynaklı arz endişelerini hafifletmesi ve piyasalarda oluşan savaş risk priminin çözülmesiyle haftanın ilk işlem gününde sert geriledi. Brent petrol, geçen hafta çatışmaların Hürmüz Boğazı'nın ötesine Kızıldeniz'e yayılması ve Orta Doğu'dan ham petrol ihracatının sekteye uğrayabileceği endişeleriyle kısa süreliğine varil başına 100 dolar seviyesini test etmişti. Fiyatlardaki düşüşte, ABD'nin İran'a yönelik hava saldırılarına 13 günün ardından ara verdiğini açıklaması etkili oldu. Washington diplomatik girişimlere zaman tanımak amacıyla operasyonları durdurduğunu bildirdi. Piyasalarda ayrıca Çin'in Washington ile Tahran arasında yeniden diplomatik temas kurulmasına yönelik girişimlerde bulunduğuna ilişkin haberler de iyimserliği destekledi. Analistler, yaklaşık 2 haftadır devam eden çatışmaların ardından piyasanın gerilimin azalmasına yönelik her işareti hızla fiyatladığını belirtiyor. Bununla birlikte, ABD'nin saldırıları neden durdurduğuna ilişkin net bir açıklama yapılmadığına işaret eden analistler, mevcut ateşkes görünümünün kalıcı olduğuna dair kesin bir sonuca varmak için henüz erken olduğunu ifade ediyor. Öte yandan, jeopolitik tansiyonun azalmasına rağmen arz tarafındaki riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Hafta sonu Hürmüz Boğazı'ndan geçen emtia gemilerinin sayısı azalırken Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırılarının ardından Babülmendep Boğazı'ndaki deniz trafiğinde de yavaşlama görüldü. Uzmanlar, şimdiye kadar arz kesintilerinin Çin'in daha düşük ham petrol ithalatı, acil durum stoklarının kullanılması ve Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'nı bypass eden alternatif ihracat güzergahları sayesinde dengelendiğini belirtiyor. Ancak stratejik stokların azalması, ticari stokların sıkılaşması ve Hürmüz ile Babülmendep boğazlarındaki risklerin sürmesi nedeniyle bölgedeki olası yeni arz aksaklıklarının petrol fiyatlarını yeniden yukarı yönlü destekleyebileceği değerlendiriliyor. Aynı zamanda, ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) Temmuz 2026 Kısa Vadeli Enerji Görünümü raporunda, küresel petrol tüketiminin 2026'da günlük ortalama 1,2 milyon varil azalacağının öngörülmesi de fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı artıran unsurlar arasında yer aldı. Brent petrolde teknik olarak 87,58 doların direnç, 86,68 doların ise destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor. ETİKETLER Brent Petrol Petrol Benzin Akaryakıt Altın

ABD-iran hattında yumuşama: Petrol çakıldı, altın yükseliyor
PETROL HAFTAYA YÜZDE 5 DÜŞÜŞLE BAŞLADIPiyasaların yeniden hareketlenmesine ve petrol fiyatlarının tırmanmasına neden olan gerginlik, iki hafta sonra iki ülkenin birbirine yönelik saldırıları karşılıklı durdurması ile piyasaların sakinleşmesine bıraktı. Saldırıların durmasıyla birlikte petrol fiyatları, haftaya yüzde 5'lik düşüşle başladı. Brent petrol geçtiğimiz hafta 102,01 dolara kadar yükseldi. Ancak yeni haftaya girerken, Orta Doğu'da tansiyonun düşmesiyle petrol fiyatları da sert düştü. Brent petrol bugün 86,93 dolara geriledi. Bugün sabah seansında TSİ 07.37'de ise brent petrol 77,49 dolar seviyesinde bulunuyor. GÜVENLİ LİMAN ALTIN YÜKSELİYOR ABD-İran hattındaki yumuşama sinyallerinin piyasalara yönelik etkisi petrol ile sınırlı kalmadı. Petrol fiyatlarına kıyasla daha sınırlı olmasına karşın 'yumuşama' haberlerinin ardından altın fiyatlarında yükseliş görüldü. Ons altın haftanın ilk işlem gününde yüzde 1'e yakın değer kazandı. Ons altın dün 3 bin 998 dolara kadar geriledi. Bugün sabah seansında 07.39'da 4 bin 91 dolarda bulunuyor.HÜRMÜZ BOĞAZI YENİDEN AÇILABİLİRAnalistler, çatışmaların durmasıyla birlikte, küresel petrol sevkiyatının kalbi sayılan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yeniden normale dönebileceği değerlendiriliyor.Fiyatlardaki gerilemenin arkasında, Washington ve Tahran hattında diplomasi kapısının yeniden aralanması yatıyor. ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Başkan Donald Trump’ın diplomatik süreçlere zaman tanımak amacıyla askeri operasyonları durdurma kararı aldığını açıkladı.Piyasa uzmanları da yaşanan bu gelişmeyi iyimserlikle karşılıyor. Ekonomistler, Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne yönelik 14 maddelik mutabakat zaptına *BU HABERDE YER ALAN İFADELER YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. İzin alınmadan,

ABD'de evden çalışan kiracılara ek ücret tartışması
ABD'nin California eyaletinde evden çalışan kiracılardan aylık 200 dolar ek ücret talep edilmesi, sosyal medyada tartışma yarattı. San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki (Bay Area) yaklaşık 50 metrekarelik müstakil ev, elektrik, su, ısıtma, klima ve internet dahil aylık 3 bin 250 dolara kiraya çıkarıldı. Ancak ilanda, evden çalışan kiracılardan ayrıca 200 dolar ücret talep edilmesi dikkat çekti. "Daha fazla para almak için bahane" İlan, Reddit kullanıcılarının tepkisini çekti. Bazı kullanıcılar uygulamayı "çılgınlık" ve "absürt" olarak nitelendirirken, ek ücretin yalnızca kiracıdan daha fazla para almak için istendiğini savundu. Bir kullanıcı, evden çalışanların faturaları 200 dolar artırmasının pek mümkün olmadığını belirterek uygulamayı eleştirdi. Bazı kullanıcılar ev sahibini haklı buldu Bazı Reddit kullanıcıları ise evden çalışanların gün boyunca evde bulunması nedeniyle elektrik, su, klima ve ısıtma kullanımının artabileceğini savundu. Bir kullanıcı, evden çalışmanın kendi faturalarını artırdığını belirtirken, bir başkası da klima veya ısıtıcının gün boyunca çalıştırılması nedeniyle ek maliyet oluşabileceğini ifade etti. "Evden çalışıp çalışmadığı nasıl denetlenecek?" İlanın yer aldığı platformdaki kullanıcılar, ev sahibinin kiracının evden çalışıp çalışmadığını nasıl tespit edeceğini de sorguladı. COVID-19 salgını sonrası ABD'de uzaktan çalışma yaygınlaşırken, evden çalışan kiracılardan ek ücret alınmasının ilerleyen dönemde daha sık görülüp görülmeyeceği tartışılıyor. Ancak uygulamanın henüz ülke genelinde yaygın olmadığı belirtiliyor. Chicago'da yaşayan uzaktan çalışan Christopher Williams, ABC 7'ye yaptığı açıklamada daha önce "evden çalışma ücreti" ile karşılaşmadığını söyledi. Kiralık evin bulunduğu Walnut Creek kentindeki Northgate mahallesinde yer alan mülkün, ana konutun bulunduğu arsadaki bir müştemilat olduğu belirtildi. Tek yatak odalı ve tek banyolu eşyalı evin ilanının daha sonra kaldırıldığı veya kiralandığı tahmin ediliyor. Zillow verilerine göre, ABD'nin teknoloji merkezi olarak bilinen Bay Area'da ortalama kira bedeli, ülke genelindeki ortalamanın yaklaşık yüzde 75 üzerinde bulunuyor. ETİKETLER ABD

'Faiz lobisini değil esnafı destekleyin'
Konkordato haberleri rutin gündem haline gelirken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Üretim yapmaya devam eden her kardeşim madalya almayı hak ediyor” ifadesiyle sanayicilerin durumunu özetledi. Bolu ve Karabük’te çeşitli toplantılara katılan Hisarcıklıoğlu, kredi politikaları nedeniyle bankaları eleştirerek “Tek haneli enflasyon dönemlerinde banka müdürlerinin kapımızda kuyruk olduğunu gördük. Bankalar birbirleriyle yarış ediyordu” dedi. ‘DURUM ÇOK KÖTÜ’ Geleceğe iyimser bakmak zorunda olduklarını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “Tüccar, sanayici umutsuz olsa dükkanın kapısını açmaz. Biz umutlu olmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) için kredi kısıtlarının kaldırılması taleplerini aktaran Hisarcıklıoğlu, “Büyüklerin yurt dışından borçlanabilme şansı var ama KOBİ’nin yurt içinden borçlanabilme şansı yok. Onun için diyoruz ki KOBİ’lere yönelik en azından pozitif ayrımcılık yapalım” önerisinde bulundu. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ise 2001’den bu yana TOBB Başkanlığı yapan Hisarcıklıoğlu’nun konuşmakta geç kaldığını ima ederek “Rifat Hisarcıklıoğlu sonunda konuşabildi. O konuştuysa durum gerçekten çok kötü demektir. Bir liralık yatırıma karşılık 5.5 lira faize kaynak ayıran bir anlayışla ne üretim büyür ne de ekonomi. Faiz lobilerine imkan buluyorsunuz ama esnafa, iş adamına para bulamıyorsunuz” dedi. Protestolu senette rekora yaklaşıldı Veriler, iş dünyasının kredi ve çekleri geri ödemekte ne kadar zorlandığını gözler önüne seriyor. Türkiye Bankalar Birliği verisine göre haziranda protesto edilen senet tutarı aylık bazda yüzde 73 artarak 12.3 milyar liraya ulaştı. Böylece haziranda ödenemeyen senet tutarı, kayıtlara geçen en yüksek ikinci seviyeyi gördü. 2026’nın ilk yarısında toplam 59.8 milyar liralık senet protesto edildi. Politika faizi yüzde 37 olmasına rağmen şirketler, ortalama yüzde 48.9’luk faizle ticari kredi kullanabiliyor. İzin alınmadan,

Ekonomik Koşullar Emeklileri Çalışmaya Yöneltiyor: Son 10 Yılda Çalışan Emekli Sayısı Yüzde 74 Arttı
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri, Türkiye'de on binlerce emeklinin ekonomik zorluklar nedeniyle çalışma hayatına devam ettiğini ortaya koydu. Yapılan incelemeler, emekliliğin gelir güvencesi sağlamak yerine, son yıllarda adeta zorunlu bir çalışma dönemine dönüştüğünü gösteriyor. Emekli derneklerinin tespitlerine göre, 60 yaş ve üzerindeki sigortalı işçi sayısı 2016'da 71 bin 375 iken, 2025 yılında 124 bin 257'ye yükseldi. Bu durum, son 10 yılda 60 yaş ve üzeri çalışan emekli sayısında yüzde 74'lük bir artış yaşandığını gösteriyor. Benzer şekilde, 2016-2025 döneminde 65 yaş ve üzerindeki ücretli çalışan sayısı da 18 bin 660'tan 24 bin 983'e çıkarak yüzde 34 artış kaydetti. Yüksek enflasyon, emekli aylıklarının alım gücünü kaybetmesi ve gelir dağılımındaki bozulmalar, emeklileri çalışmaya mecbur bırakan temel nedenler arasında yer alıyor. Aldıkları maaşla geçinemeyen 60 yaş üzeri binlerce emekli, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığıyla iş arıyor ve iş bulabilenler çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. SGK verileri, emekliliğin giderek gelir güvencesi sağlayan bir hak olmaktan uzaklaşıp, çalışma zorunluluğu getiren bir döneme girdiğini vurguluyor. Bu durumun bir başka boyutu ise geçmişte Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinden gelen açıklamalar oldu. Dönemin SGK Başkanı Raci Kaya, yaptığı bir açıklamada, emekli maaşlarının düşüklüğünü 'emeklilerin uzun yaşamasına' bağlamıştı. Kaya, "Eskiden 50 yaşında ölüyorduk, bugün ortalama yaşam süresi 78’e çıktı. Türkiye’de prim ödeme süresi 20 yıl, Avrupa’da ise 40 yıl ve bu fark sistemi zorlayıcı hale getiriyor" ifadelerini kullanmıştı. 11 Ağustos 2023’de SGK Genel Müdürlüğü görevine atanan Kaya'nın bu sözleri kamuoyunda büyük tepkiye yol açmış ve kendisi Şubat 2025’te görevden alınmıştı. Güncel verilere göre, yaklaşık 17 milyon emekliden 5 milyon 100 bini en düşük emekli maaşı olan 23 bin 552 lira alıyor. Aynı dönemde açlık sınırı 35 bin 759 lira olarak belirlenirken, en düşük emekli maaşının açlık sınırının oldukça altında kaldığı görülüyor. Bu durum, emeklilerin geçim mücadelesini gözler önüne seriyor.

İran'dan Gerilimi Azaltma Sinyali: ABD Saldırıları Durursa Hürmüz Boğazı Açılabilir ve Petrol Fiyatları Düşebilir
Tahran yönetiminden gelen bilgilere göre, İran'ın bölgedeki politikası 'saldırıya saldırıyla karşılık verme' şeklinde tanımlanıyor. Bu açıklama, ABD'nin saldırıları sona erdiği takdirde İran'ın da karşı saldırılarını durduracağı anlamına geliyor. Bu gelişmenin, küresel petrol taşımacılığı için stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli hale gelmesine ve dolayısıyla uluslararası petrol fiyatlarında düşüşe yol açabileceği değerlendiriliyor. Ekonomist Tunç Şatıroğlu da bu konudaki değerlendirmelerinde, İran'ın ABD'nin saldırılarını durdurması halinde kendi saldırılarını da sonlandıracağını ifade etti. Şatıroğlu, duruma ilişkin şunları kaydetti: 'İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapmak isteyen ticari gemilere yönelik saldırıları nedeniyle ABD'nin misillemeleriyle karşılaşıyordu. Eğer İran bu politikasında samimi ise, ABD'nin saldırıları kesmesiyle birlikte İran da saldırılarını durduracaktır. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın ticari gemi geçişlerine tekrar açılması anlamına gelir ve piyasalarda rahatlama sağlayarak petrol fiyatlarının düşüşüne zemin hazırlayabilir.'

Spot piyasada doğal gaz fiyatları -26 Temmuz 2026
Bu tutar, önceki gün 6 milyon 347 bin 14 lira olarak açıklanmıştı. Spot doğal gaz piyasasında dün 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 17 bin 263 lira 19 kuruş olarak belirlenirken gaz ticaret miktarı 596 bin metreküp oldu. Piyasa katılımcıları için dengeleme gazı alış fiyatı 18 bin 126 lira 35 kuruş, satış fiyatı ise 16 bin 400 lira 3 kuruş olarak tespit edildi. Türkiye'ye dün 93 milyon 625 bin 28 metreküp gaz girişi gerçekleşti. Piyasaya arz edilen doğal gaz miktarı ise 93 milyon 584 bin 270 metreküp olarak kayıtlara geçti. İzin alınmadan,

Armani'ye üretim yapıyordu... Türk giyim firması konkordato ilan etti
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) İlk 1000 İhracatçı Firma listesinde 2025 yılında 353’üncü sırada yer alan ve Armani gibi dünya markalarına üretim gerçekleştiren Fore AŞ, konkordato kararı aldı. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Mehmet Kaya’nın yönetimindeki firmanın bu kararı, hazır giyim ve tekstil sektöründe adeta şok etkisi yarattı. DÜNYA DEVLERİNE ÜRETİM YAPUYORDU 2024 yılında 107 milyon dolarlık dev bir ihracat başarısına imza atan şirket, mali yapısındaki bozulmaları gerekçe göstererek mahkemenin yolunu tuttu. Sektörün en kritik oyuncularından biri konumunda bulunan dev firma, sanayide yaşanan süreçten nasibini alarak borçlarını yapılandırmak amacıyla konkordato talebinde bulundu. MAHKEMEDEN 3 AYLIK GEÇİCİ MÜHLET VE KOMİSER ATAMASI Açılan dava kapsamında mahkeme, şirketler ve patronu hakkında geçici mühlet kararı verdi. Alınan resmi karara ilişkin detaylar şu şekilde paylaşıldı: Davacılar Selçuk Mehmet Kaya, Fore Uluslararası Pazarlama ve Ticaret A.Ş., Perge Tekstil İşletmeleri A.Ş. ve TYH Uluslararası Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından açılan konkordato davası sonucunda; mahkemece 20/07/2026 tarihi saat 17:00 itibarıyla 3 ay geçici mühlet kararı verilmiştir. Süreci yönetmek üzere Prof. Dr. Hakan Taştan, Doç. Dr. Murat Oruç ve Prof. Dr. Şeyma Çalışkan Çavdar geçici konkordato komiserleri olarak görevlendirilmiştir. ALACAKLILAR İÇİN YEDİ GÜNLÜK İTİRAZ SÜRESİ BAŞLADI Resmi ilanın yapıldığı 21/07/2026 tarihi itibarıyla alacaklılar için de yasal süreç işlemeye başladı. İlan edilen karara göre, itiraz etmek isteyen alacaklıların İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 288. maddesi gereğince ilandan itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde mahkemeye dilekçe vererek konkordato talebinin reddini isteyebilecekleri bildirildi. İzin alınmadan,

Zirvenin ardından çakılmıştı! Gümüş tekrar yükselecek mi?
Yaşanan bu hareketliliğe rağmen değerli metallerde görülen tepki alımları ile kısa pozisyonların kapatılması gümüşü destekledi. Haftalık bazda ons gümüş yüzde 4,1, altın ise yüzde 0,9 oranında değer kazandı. Ocak 2026'da ons başına 121,64 dolar ile zirveyi gören gümüş, yaşanan sert düşüşün ardından piyasadaki dalgalanmalara karşın 60 doların altındaki seyrini sürdürüyor. ENFLASYON VE FAİZ BEKLENTİSİ HAKİM İran-ABD geriliminin tırmanması ve Yemenli Husilerin Kızıldeniz'de Suudi tankerlerine saldırması petrol fiyatlarını yükseltti. Akaryakıt fiyatlarındaki bu artış enflasyon endişelerini tetiklerken, ABD Merkez Bankasının (Fed) faizleri uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini kuvvetlendirdi. Faiz getirisi olmayan değerli metaller üzerinde baskı oluşturan bu duruma rağmen gümüş, endüstriyel alandaki güçlü talep sayesinde altına kıyasla daha dirençli bir duruş sergiledi. Uzmanlar, endüstriyel talebin fiyatları desteklemeyi sürdüreceğini fakat spekülatif işlemler sebebiyle dalgalanmaların devam edebileceğini ifade ediyor. GÜMÜŞTE KRİTİK SEVİYELER UBS stratejisti Dominic Schnider, petrol fiyatlarındaki artışın yüksek faiz endişelerini tetiklediğini ve değerli metalleri baskıladığını belirtti. Düşüşlerde alım için cazip gördükleri aralığı 48-50 dolara çektiklerini belirten Schnider, bu seviyelerin kısa ömürlü olacağını öngördü. UBS; ons gümüşün Eylül 2026’da 65 dolar, Aralık 2026’da 70 dolar, Mart ve Haziran 2027’de ise 75 dolar seviyesine ulaşmasını bekliyor. WisdomTree Europe Emtia ve Makroekonomik Araştırmalar Başkanı Nitesh Shah ise Çin'deki güneş enerjisi talebi ve maden arzındaki iyileşmeler gibi faktörlerin yükselişi sınırlayabileceğini, ancak gümüşün altın fiyatlarındaki artış beklentisiyle 70 dolar seviyesine doğru yükseleceğini tahmin ettiklerini kaydetti. *BU HABERDE YER ALAN İFADELER YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. İzin alınmadan,

iran zor dönemi fırsata çevirdi: Petrol gelirleri bütçeyi sırtladı
Askeri çatışmaların ve yüksek güvenlik risklerinin gölgesinde geçen savaş döneminde 11,5 milyar dolar tutarında petrol satışı yapıldığını belirten Paknejad, tırmanan gerilime ve lojistik engellere rağmen küresel pazarlara petrol arzının sürdürüldüğünü kaydetti. GERİLİM SUYA DÜŞTÜ, SEVKİYAT HIZ KAZANDI Çatışmaların durulması ve ateşkes ortamının sağlanmasıyla birlikte Basra Körfezi ve çevresindeki tanker trafiğinde seyir risklerinin belirgin şekilde gerilediği vurgulandı. Bütçeye ve sevkiyat hatlarına nefes aldıran bu döneme değinen Paknejad, ateşkes sürecinde 6,5 milyar dolarlık ek petrol satışı gerçekleştirildiğini bildirdi. Düşen risk primleri ve açılan deniz rotaları sayesinde Tahran yönetimi; karada ve deniz üstündeki tankerlerde depolanmış halde bekleyen yaklaşık 100 milyon varillik ham petrol ile gaz kondensatının bir bölümünü uluslararası alıcılara ulaştırma imkanı buldu. YILLIK BÜTÇE HEDEFİNİN YÜZDE 60'I KARŞILANDI Petrol Bakanı Paknejad, savaş ve ateşkes dönemlerinde elde edilen toplam 18 milyar dolarlık satış hacminin stratejik önemine dikkat çekti. Gerçekleştirilen ihracat tutarının, İran'ın yıllık devlet bütçesinde öngörülen toplam petrol gelirleri hedefinin yüzde 60'ından fazlasını karşıladığı ifade edildi. Ağır yaptırımlar ve askeri gerilimlerin yarattığı baskıya rağmen sağlanan bu akış, ülke ekonomisi ve kamu finansmanı açısından kritik bir kaynak niteliği taşıyor. İzin alınmadan,

Güzellik ekonomisi büyüyor: Türkiye kişisel bakım turizminde yeni bir çekim merkezi olabilir
Türkiye de kaliteli hizmet, genç iş gücü ve rekabetçi fiyat avantajıyla bu büyümeden daha fazla pay alabilecek ülkeler arasında gösteriliyor. Yaklaşık 11 yıl önce Azerbaycan'dan Türkiye'ye gelen ve bugün İstanbul'da kendi markasıyla faaliyet gösteren iş insanı Gökçe Öztürk, Türkiye'nin bu alandaki potansiyeline inanarak yatırım yaptığını söyledi. Öztürk, güzellik sektörünün artık sadece kişisel bakım hizmeti sunan işletmelerden ibaret olmadığını belirterek, "Bugün bu sektör binlerce kadına istihdam sağlayan, girişimciliği destekleyen ve hizmet ihracatına katkı sunabilecek önemli bir ekonomik alan haline geldi. Türkiye bu potansiyeli çok daha iyi değerlendirebilir." dedi. Türkiye'de geçirdiği 11 yıl boyunca sektörün önemli bir dönüşüm yaşadığına dikkat çeken Gökçe Öztürk, hem hizmet kalitesinin hem de tüketici bilincinin belirgin şekilde arttığını ifade etti. "İlk geldiğim yıllarla bugün arasında büyük fark var. Artık müşteriler kaliteyi, hijyeni ve profesyonelliği ön planda tutuyor. İşletmeler de buna göre yatırım yapıyor. Bu dönüşüm sektörün gelişimini hızlandırdı." Öztürk'e göre Türkiye'nin en büyük avantajlarından biri, Avrupa ile kıyaslandığında yüksek hizmet kalitesini daha ulaşılabilir fiyatlarla sunabilmesi. "Bugün Avrupa'nın birçok ülkesinden, Azerbaycan'dan, Orta Doğu'dan ve Balkanlar'dan gelen misafirler sadece tatil yapmıyor. Kişisel bakım hizmetlerini de seyahat planlarının bir parçası haline getiriyor. Bu yalnızca güzellik merkezlerine değil; otellere, restoranlara, ulaşım sektörüne ve perakendeye de ekonomik katkı sağlıyor." Uzmanlar, Türkiye'nin sağlık turizminde yakaladığı başarının ardından güzellik turizmi alanında da önemli bir fırsat bulunduğunu belirtiyor. Saç ekimi ve estetik operasyonlarının ötesinde; cilt bakımı, kirpik uygulamaları, protez tırnak ve benzeri hizmetlerin de yabancı ziyaretçilerin tercih ettiği alanlar arasında yer almaya başladığı ifade ediliyor. Gökçe Öztürk, bu potansiyelin daha da büyümesi için sektörün uluslararası standartlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Mesleki eğitim, kalite standartları ve uluslararası tanıtım desteklenirse Türkiye bu alanda bölgesel bir merkez olabilir. Biz de yatırım yapan iş insanları olarak bu dönüşümün bir parçası olmaya devam edeceğiz." diye konuştu. Güzellik ve kişisel bakım sektörünün yalnızca estetik bir hizmet alanı olmadığını belirten sektör temsilcileri, bu alanın özellikle kadın girişimciliği, genç istihdamı ve hizmet ihracatı açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekiyor. İzin alınmadan,

Dünün Elektrik İstatistikleri Yayınlandı: Tüketim Zirvesi Gece Yarısı, En Düşük Seviye Sabah 07.00'de
Türkiye'de bir önceki güne ait elektrik tüketim istatistikleri kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan verilere göre, elektrik tüketiminin zirve yaptığı an saat 00.00 olarak kaydedilirken, günün en düşük tüketimi 37 bin 803 megavatsaat ile sabah 07.00'de gerçekleşti. Günlük bazda, söz konusu günde toplam 1 milyon 54 bin 140 megavatsaat elektrik üretimi yapılırken, tüketim miktarı ise 1 milyon 53 bin 405 megavatsaat olarak kayıtlara geçti. Üretilen elektrikte başlıca kaynaklar da belirlendi. Barajlı hidroelektrik santralleri toplam üretimin yüzde 20,1'ini karşılayarak ilk sırada yer aldı. Bu santralleri yüzde 18,4 ile rüzgar santralleri ve yüzde 17,8 ile ithal kömür santralleri izledi. Türkiye, bu süre zarfında 8 bin 447 megavatsaat elektrik ihraç ederken, 7 bin 749 megavatsaat elektrik ithal etti.

ABD Ara Seçimleri Öncesi Petrol Piyasasında Volatilite: Yönetimin Yakıt Fiyatlarını Kontrol Altında Tutma Stratejileri
Küresel petrol piyasaları, ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması ve bir mutabakatın sona erdiğinin açıklanmasıyla dalgalanmalar yaşadı. Bu gelişmelerin ardından Brent petrol fiyatları, 8 Temmuz'dan bu yana geçen yaklaşık üç haftalık süreçte yüzde 24'lük sınırlı bir yükseliş gösterdi. 20 Temmuz ile başlayan haftada fiyatlar yüzde 14 civarında artarak 102 dolara kadar çıksa da, sonrasında yüzde 4'lük bir düşüşle 97 doların altına geriledi. Bu durum, önceki gerilim dönemlerindeki keskin yükselişlerin gerisinde kalındığını gösterdi. Piyasalardaki bu sınırlı fiyat artışında birden fazla faktör etkili oldu. Uzmanlar, beklenen ölçüde fiziki arz kaybının yaşanmaması, piyasalarda bulunan yüksek stok seviyeleri ve denizde bekleyen petrol hacminin yanı sıra, ABD yönetiminin petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini engellemeye yönelik siyasi motivasyonunun önemli rol oynadığını belirtiyor. Özellikle Ortadoğu'daki gerilime rağmen piyasaların savaşın ilk dönemine kıyasla daha zayıf tepki vermesi, yatırımcıların uzun süreli arz kesintilerinden ziyade normalleşme ihtimalini fiyatladığı şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasıyla denizdeki petrol hacminin rekor seviyelere ulaştığı ve Çin'in yüksek ham petrol stoklarının kısa vadede piyasalara esneklik sağladığı ifade ediliyor. ABD'de kasım ayında yapılacak ara seçimler, siyasi atmosferi daha da kızıştırırken, ekonomi, enflasyon ve akaryakıt fiyatları seçmenlerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yönetimin benzin fiyatlarını kontrol altında tutmaya yönelik olası adımları bu süreçte yeniden önem kazandı. Washington yönetiminin, kasım ayına kadar petrol ve benzin fiyatlarını yükseltebilecek gelişmeleri sınırlamaya yönelik adımlarını ve Ortadoğu'da gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik girişimlerini artırabileceği değerlendiriliyor. Analistler, yönetimin seçimler öncesinde petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini önlemek yönünde güçlü bir siyasi motivasyona sahip olduğuna inanıyor ve bu beklentinin spekülatif alımları sınırlamaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Enerji uzmanları, petrol fiyatlarındaki yükselişin büyük ölçüde artan jeopolitik risk priminden kaynaklandığını ancak piyasada sert fiyat artışlarını sınırlayan önemli tamponların bulunduğunu vurguluyor. Küresel petrol piyasasının son derece spekülatif bir döneme girdiğine işaret eden uzmanlar, piyasaların büyük ölçüde haber akışıyla hareket ettiğini ve manşetlerin algıyı yönlendirdiğini belirtiyor. Eski ABD Başkanı'nın piyasa beklentilerini etkileyebildiği, özellikle gerilimin arttığı dönemlerde yaptığı açıklamaların ve sosyal medya paylaşımlarının kısa vadeli fiyat hareketlerinde etkili olduğu gözlemleniyor. Ancak, ABD yönetiminin ara seçimler öncesinde akaryakıt fiyatlarını düşürmek için kullanabileceği seçeneklerin sınırlı olduğu ifade ediliyor. Ülkedeki akaryakıt talebinin yüksek pompa fiyatlarına rağmen güçlü seyrini koruduğu belirtiliyor. Teorik olarak, rafine petrol ürünleri ihracatına geçici kısıtlama getirilerek iç piyasadaki stoklar yeniden dengelenebilir. Ancak böyle bir adımın, özellikle müttefik ülkelerin yakıt arzı üzerinde ciddi ve istenmeyen sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılıyor. Petrol fiyatlarını düşürmenin en etkili yolunun ise Ortadoğu'daki çatışmaların sona erdirilmesi ve petrol akışının normale dönmesi olduğu görüşü hakim.

Türkiye'nin Suriye'ye ihracatı yüzde 26,4 arttı
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, yılın ilk yarısında Suriye'ye 3 milyon 182 bin 61 ton ürün gönderildi. İhracat miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36,6 arttı. Suriye'ye en fazla ihracat 103 milyon 879 bin dolarla değirmencilik ürünlerinde gerçekleştirildi. Bu sektörü 102 milyon 256 bin dolarla çimento, 80 milyon 107 bin dolarla elektrik ve enerji ürünleri izledi. Çimento ihracatındaki yüzde 116,8'lik artış öne çıktı. Suriye'ye yapılan ihracatta Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin payı 461 milyon 823 bin dolar olarak hesaplandı. Bölgenin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 34,6, değer bazında ise yüzde 11,4 arttı. Suriye'ye ihracattaki yükseliş sürüyor TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu, 2025'in Suriye pazarında yaklaşık yüzde 70'lik ihracat artışıyla tamamlandığını, 2026'da da yükseliş eğiliminin sürdüğünü söyledi. Bankacılık sisteminin uluslararası finansal sisteme entegrasyonunun, güvenlik koşullarındaki iyileşmenin ve İslahiye ile Nusaybin sınır kapılarının tam kapasiteyle hizmete alınmasına yönelik hazırlıkların ticarete olumlu katkı sağlayacağını belirten Kadooğlu, "İki ülke üst yönetiminin karşılıklı olarak attığı olumlu adımlar, ortak geleceğimize dair hedeflerimizi pekiştiriyor." dedi. Haziran ayında Suriye'de yürürlüğe giren yeni kararnameyle binden fazla üründe güncellenen gümrük vergilerinin iki ülkenin ortak ticaret vizyonu doğrultusunda yeniden değerlendirileceğine inandıklarını ifade eden Kadooğlu, bazı ürün gruplarında uygulanan yüksek tarifelerin ihracat maliyetlerini önemli ölçüde artırdığını dile getirdi. Kadooğlu, ton başına 1000 dolara ulaşan gümrük tarifelerinin 20 tonluk bir tır için ek masraflarla birlikte yaklaşık 25 bin dolarlık maliyet oluşturduğunu belirterek, bu yükün karşılıklı diyalogla makul seviyelere çekilmesinin hem Türkiye'nin ihracat potansiyelini artıracağını hem de Suriye'de ihtiyaç duyulan ürünlere daha uygun koşullarda erişim sağlayacağını kaydetti. İki ülke arasındaki ticaretin daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale gelmesi için gümrük tarifelerinin ortak menfaatler doğrultusunda yeniden düzenlenmesi ve serbest ticaret anlaşmasının yeniden yürürlüğe girmesinin önem taşıdığını sözlerine ekledi. ETİKETLER İhracat Suriye

Türk zırhı Avrupa’nın göbeğini koruyacak
Türkiye'de üretilen araçların teslimatının ardından tümüyle Romanya’nın Mediaş kentindeki tesiste üretilen ilk COBRA II'ler Romanya Silahlı Kuvvetleri'ne sunuldu. Seri üretimin planlandığı şekilde ilerlemesi ve teslimatların başlamasıyla birlikte Otokar'ın Automecanica Mediaș tesisi, şirketin Avrupa'daki üretim merkezi ve Avrupa Birliği'ndeki ilk üretim tesisi haline geldi. Böylece Romanya, 4x4 bir zırhlı aracı yalnızca monte etmekle kalmayıp üretimin tüm aşamalarını gerçekleştirebilecek kabiliyete kavuştu. Romanya'nın sipariş ettiği 1059 COBRA II aracından 780'den fazlası, 5 yıl içinde Mediaș'ta üretilecek. Projede şu ana kadar yaklaşık 300 araç teslim edildi. 2026 yılı içinde 4 yeni varyant dahil olmak üzere 216 aracın teslim edilmesi planlanıyor. TESİS YENİ İHRACAT FIRSATLARINI DESTEKLEYECEK Automecanica Mediaş Genel Müdürü Yusuf Fettahlıoğlu, konuyla ilgili değerlendirmesinde, Romanya üretimi COBRA II araçlarının teslimatlarının resmen başladığını bildirdi. Fettahlıoğlu, şunları kaydetti: "Bu yatırım, üretim hattının ötesinde Romanya'ya uzun vadede ileri üretim bilgi birikimi, teknoloji transferi ve mühendislik kabiliyetleri açısından önemli kazanımları sağlıyor. Mediaș tesisi, yalnızca Romanya Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda NATO ve Avrupa Birliği savunma programları kapsamında gelecekteki ihracat fırsatlarını da destekleyebilecek bölgesel bir kara sistemleri merkezi haline geliyor." SADECE MONTAJ DEĞİL ENTEGRE ÜRETİM SÜRECİ Automecanica Mediaș, Otokar'ın Avrupa'daki üretim tesisi ve Avrupa Birliği sınırları içindeki ilk üretim merkezi olma özelliğini taşıyor. Türkiye'deki üretim tesislerinde uygulanan standartlar Mediaș'ta da aynen uygulanıyor. Yaklaşık 140 bin metrekare alana yayılan Mediaş tesisi, NATO standartlarında altyapıya sahip bulunuyor. Tesis modern üretim ekipmanlarıyla donatıldı. Bu tesisle birlikte Romanya, artık bir 4x4 zırhlı aracı yalnızca monte eden değil, üretimin tüm aşamalarını gerçekleştirebilen sanayi altyapısına sahip oldu. Mediaş'taki seri üretim aynı zamanda bölgede nitelikli ve kalıcı istihdam oluşturuyor. Son dönemde tesiste yaklaşık 100 yeni çalışan işe alınırken, üretim ekibinin büyüklüğü 300'ü aştı. İdari kadrolarda da farklı pozisyonlar için yeni istihdam sağlandı. Üretim hacmine bağlı olarak Otokar'ın Mediaş'taki toplam çalışan sayısının kısa süre içinde 400'e yaklaşması bekleniyor. COBRA II, 2013 yılından bu yana 13 ülkede 20'den fazla kullanıcı tarafından tercih edildi. Bunların arasında NATO bünyesinde görev yapan 600'den fazla araç da bulunuyor. COBRA II, dünyanın farklı noktalarında 30 farklı varyantla görev yapıyor. Otokar, Romanya için personel taşıyıcı, keşif aracı, uzaktan komutalı silah sistemi (RCWS) entegre personel taşıyıcı, KBRN keşif aracı ve ambulans gibi farklı varyantlar üretiyor. İzin alınmadan,

Popeyes'ın Büyük Bayisi Sailormen İflas Etti: Florida ve Georgia'da 39 Restoran Kapatıldı, 23'ü Satıldı
Popeyes zincirinin en büyük yerel bayilerinden biri olarak bilinen Miami merkezli Sailormen şirketi, yaşadığı finansal sorunlar nedeniyle iflas sürecine girdi. Şirket, Ocak 2026'da gerçekleşmesi beklenen iflas başvurusunu engelleyemedi. Ekonomik sıkıntılar sonucunda tüm restoran lokasyonlarını elden çıkarma kararı alan Sailormen, bu süreçte bünyesindeki şubelerin satışını ve kapatılma işlemlerini tamamladı. Bu kapsamda, ABD Güney Florida Bölgesi İflas Mahkemesi Yargıcı Robert A. Mark, 23 Temmuz tarihinde Sailormen'in Orlando bölgesindeki 23 Popeyes restoranının SBH Foods PLK LLC şirketine 2,67 milyon dolara satışını onayladı. Şirket, daha önce bu restoranlar için RFI Ventures LLC ile 2,5 milyon dolarlık bir anlaşma yapmış, ancak alıcının işlemleri zamanında tamamlayamaması üzerine SBH Foods PLK ile yeni bir sözleşme imzalamıştı. Daha geniş bir çerçevede, Sailormen 23 Haziran 2026 tarihinde de toplam 97 restoranın satışı için mahkeme onayı almıştı. Bu satışlar doğrultusunda, Georgia'daki 5 lokasyon SBH Foods PLK'ye, 50 lokasyon Pulse Restaurant Group'a, Miami bölgesindeki 16 restoran markanın ana şirketi Popeyes Louisiana Kitchen'a ve West Palm Beach'teki 3 restoran ise 61 Biscuits şirketine devredildi. Satışı gerçekleştirilemeyen 39 restoran ise kapatılmak zorunda kaldı. Başarısız satış girişimleri, kredi imkanlarındaki temerrütler ve devam eden dava süreçleri gibi nedenlerle Bölüm 11 iflas korumasına başvuran şirket, karsız lokasyonların kira sözleşmelerini feshederek yıllık 1 milyon dolardan fazla tasarruf sağlamayı hedefledi. Mahkeme, şirketin Florida ve Georgia'da bulunan toplam 22 gayrimenkul kira sözleşmesinin iptalini onayladı. 1987 yılında 10 lokasyonla kurulan ve kriz öncesinde Florida ile Georgia'da 136 restorana ve yaklaşık 2 bin 900 çalışana sahip olan Sailormen, sistemdeki en büyük Popeyes bayilerinden biriydi. Küresel çapta 2 bin 700’den fazla restoranı bulunan ana şirket Popeyes Louisiana Chicken Inc. ise bu iflas sürecinden doğrudan etkilenmediğini açıkladı.

Rus Gazı Kesintisi Sonrası Avrupa Doğal Gaz Piyasası Dönüştü: Batı ve Doğu Arasında Fiyat Farkı Derinleşti
Rusya'dan doğal gaz akışının kesilmesiyle Avrupa doğal gaz piyasasında kalıcı fiyat farklılıkları oluştu. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) giriş noktalarına yakın Batı Avrupa ülkeleri daha düşük fiyatlarla gaz temin ederken, Orta ve Doğu Avrupa'da fiyatlar sürekli olarak daha yüksek seviyelerde seyretmeye başladı. Özellikle Fransa, Belçika, Hollanda ve İngiltere'deki ticaret merkezlerinde düşük fiyatlar gözlenirken, Almanya'nın doğusundan itibaren Çekya, Avusturya ve Slovakya gibi Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde fiyatlar kademeli olarak yükseldi. Bu yapının temel nedeni, LNG'nin ağırlıklı olarak Kuzeybatı Avrupa limanlarından sisteme girmesi ve gazın doğuya doğru taşınması gerektiği belirtildi. Araştırmalar, bu eğilimin 2026'nın ilk yarısında da devam ettiğini gösterdi. Fransa'nın TRF, Belçika'nın ZTP, Hollanda'nın TTF ve İngiltere'nin NBP ticaret merkezlerinde en düşük fiyatlar görülürken, Almanya'nın THE merkezi bunların üzerinde, Orta ve Doğu Avrupa'daki merkezler ise daha yüksek seviyelerde fiyatlandı. Avrupa gaz piyasası, Rus gazındaki kayba rağmen işlem hacmi bakımından büyümeyi sürdürdü. 2025 yılında ticareti yapılan doğal gaz hacmi önceki yıla göre yüzde 16 artarken, fiziksel gaz talebi yüzde 8 yükseldi. Böylece toplam işlem hacmi ilk kez 100 bin teravatsaat seviyesini aştı. Bu gelişme, Avrupa gaz piyasasının yeni arz yapısına hızla uyum sağladığını ve zorlu koşullar karşısında dayanıklılığını kanıtladığını ortaya koydu. Hollanda merkezli TTF, Avrupa'nın açık ara en büyük doğal gaz ticaret merkezi olma konumunu güçlendirdi. Rapora göre, TTF'de işlem hacmi geçen yıl yüzde 14 artarak, diğer sekiz büyük Avrupa gaz merkezinin toplamının 4,5 katına ulaştı. Ayrıca İngiltere'nin NBP merkezinin yaklaşık 9 katı, Almanya'nın THE merkezinin yaklaşık 20 katı ve İtalya'nın PSV merkezinin 52 katından fazla işlem hacmine sahip oldu. Avrupa'da gerçekleştirilen tüm doğal gaz işlemlerinin yüzde 81'i TTF üzerinden yapıldı. LNG ticaretinin artmasıyla Kuzey Amerika ve Asya'dan daha fazla piyasa katılımcısı TTF'de işlem yapmaya başladı ve TTF-Henry Hub fiyat farkına dayalı işlemler giderek yaygınlaştı. Raporda dikkat çeken bir diğer gelişme ise Belçika'nın ZTP ticaret merkezi oldu. ZTP'de işlem hacmi 2025 yılında yüzde 165'in üzerinde artış gösterdi. Bu yükseliş, Belçika'nın LNG ithalatındaki artış, İngiltere ve Fransa'dan gelen gaz akışının doğuya yönelmesi ve ülkenin Avrupa'nın önemli giriş noktalarından biri haline gelmesiyle ilişkilendirildi. Buna karşılık, Rus gazına daha bağımlı olan Orta Avrupa'daki bazı ticaret merkezlerinde işlem hacimleri geriledi. Özellikle Slovakya'daki SVOB merkezinde işlem hacmi yüzde 77, Çekya'daki VOB'da ise yaklaşık yüzde 18 düştü. Bu gerilemenin temel nedeni, Rus gazı akışının kesilmesi sonrasında bölgedeki ticaret rotalarının değişmesi olarak belirtildi.

Halka açıldı, işçi feryat etti
5 milyar lira kazanması, iş cinayetlerinden doğan tazminatlarını alamayan mağdurlarda hayal kırıklığı yarattı. Eşlerini iş kazasında kaybedip arkada kalan yetimlerle geçim savaşı veren davacı eşler, tepki gösterdi. Geçen hafta halka açılan Şa-Ra Enerji’de çalışan Emrah Katırcı 2021 yılında iş kazası sonucu hayatını kaybetti. 2 çocuğuyla ortada kalan eşi Sevdanur Katırcı 5 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Katırcı, “Davayı kazandık ancak şirket temyize götürünce süreç uzadı. Şirket halka açılmış, milyarlarca lira para toplamış. Tazminatımızı öderler, diye umutlandık. Ama 1 kuruş bile ödemediler” ifadelerini kullandı. ‘SAHİP ÇIKAN YOK’ Europower Enerji’de çalışan Ali Doğrul ise 2024 yılında iş kazasında hayatını kaybetti. 3 yetim çocuğuyla geride kalan eşi Tülay Doğrul 2 yıl önce dava açtı, henüz sonuç alamadı. Kardeşi ve amcasını da iş kazasında kaybeden Doğrul, “14-15 yıldır devam eden davalar var. Sahip çıkanımız yok. Bizleri acımasız patronların insafına terk ettiler” dedi. İzin alınmadan,

Adana-istanbul yolunun masrafı asgari ücreti geçti
Temmuz ayı başında gelen köprü, otoyol ve akaryakıt zamları nakliyecileri canından bezdirdi. Zamlar, çarşı pazar fiyatlarını da yaktı. Bir TIR’ın Adana’dan İstanbul’a gidiş masrafı asgari ücreti geçti. Son 3 yılda motorinin litre fiyatının 27 liradan 80 liraya çıktığını söyleyen YENİ Parti Adana Milletvekili Orhan Sümer, “Nakliyecilik yapan bir TIR şoförü 2023 yılında Adana’dan İstanbul’a otoyol, mazot ve köprü giderleri dahil 9 bin 706 liraya gelirken, bugün aynı giderler yüzde 202 artarak 29 bin 345 liraya çıktı” dedi. YÜZDE 561 ZAM Artan maliyet artışlarının çarşı pazar ve marketlere yansıdığına dikkat çeken Sümer, “2023 yılında Adana-İstanbul arasındaki 930 kilometrelik mesafede 8 bin 694 lira mazot gideri olan TIR şoförü bugün 24 bin 150 lira ödüyor” dedi ve şunları söyledi: “Adana-Ankara arasındaki yap-işlet-devret modeliyle yapılan otoyolun fiyatı 2023 yılında 295 lira iken bugün yüzde 561 artarak bin 950 lira olmuşsa bunun tek sorumlusu ekonomiyi bu hale getiren iktidardır.” “Bugün ülke soğan dahi ithal eden bir anlayışla yönetilirken, çiftçi, şoför ve esnaf desteklenmiyor” ifadelerini kullanan Sümer, “Çiftçiye alım garantisi vermeyen iktidar, üç beş firmaya yaptırdığı otoyol ve köprüler için geçiş garantisi veriyor. İktidar sadece 3 yılda yüzde 300-561 arasında gerçekleşen otoyol ve köprü zamlarına ses çıkarmadığı gibi her ay bu firmalara Hazine’den ödemeler yapıyor” dedi. ‘Arabaya binemez hale geldik’ Motorine gelen 4 lira 20 kuruşluk son zammın ardından litre fiyatı 80 lirayı aştı. Temmuz boyunca gelen zamların 14 lirayı aşması vatandaşı isyan ettirdi. Osmaniye’nin Kadirli konuşan emekli vatandaş, “Arabaya binemez olduk, ekmek bulamaz olduk. Torunlar yanıma geliyor, 50’şer lira para vermez oldum. İnsan Allah’tan korkar ya” ifadelerini kullandı. Bir başka emekli ise “Mazota gelen zam, her şeye zam getiriyor. Markete gidiyorsun, bir şey alamıyorsun” dedi. İzin alınmadan,

İthal Angus Etinde Fahiş Fiyat Farkı: 3 Dolarlık Ürün Tüketiciye 22 Dolara Ulaşıyor, İYİ Parti 'Aracı Rantı'na Dikkat Çekti
Brezilya'dan 3 dolara (yaklaşık 141 lira) gemiye binen angus cinsi sığır etinin, Türkiye'deki tüketiciye 22 dolara (yaklaşık 1050 lira) ulaştığı belirtildi. İYİ Parti Grup Başkan Vekili Turhan Çömez, bu fahiş fiyat farkının temel nedeninin 'rant, talan ve semirenler' olduğunu öne sürdü. Çömez, Brezilya'dan 3 dolara yola çıkan angus etinin, Bandırma veya İskenderun limanına ulaştığında yolculuk masraflarıyla 5 dolara çıktığını ifade etti. Et ve Süt Kurumu'nun bu eti alarak üreticiye kilogramını 9.15 dolardan sattığını belirten Çömez, nihayetinde kasap tezgahında etin fiyatının 22 dolara ulaştığını kaydetti. Bu süreçte 'aracıların ceplerini şişirdiğini, yabancıların semirirken yerli üreticilerin çöktüğünü ve vatandaşın giderek beslenemez hale geldiğini' dile getirdi. Geçtiğimiz hafta Bandırma Limanı'na Brezilya'dan gelen 16 bin angus cinsi sığırın yol açtığı çevresel sorunlara da değinen Çömez, liman çevresinin 'sinek ve korkunç bir koku' ile yaşanmaz hale geldiğini aktardı. Ayrıca, 21 günlük yolculuk sırasında ölen hayvanların denize atıldığını ve dünyada kökü kazınan 'deli dana hastalığının' Türkiye'de hortladığı endişesini dile getirdi. 2024 yılında Panama bayraklı 'NADA' gemisiyle İskenderun'a 27 bin angus cinsi sığırın daha ithal edildiği bilgisi de paylaşıldı. İYİ Parti Grup Başkan Vekili Turhan Çömez, kırmızı ette fiyatları düşürmek amacıyla uygulanan sürekli et ve canlı hayvan ithalatı politikasını eleştirdi. Çömez, Türkiye'nin her gün hayvan ve et ithalatı için 300 milyon lira harcadığını belirterek, 'Bu parayı bizim yerli üreticiye verseniz, hayvancılık ayağa kalkar. Ama Hans’a, Tony’ye, Johny’ye veriyorlar' ifadeleriyle yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Mevduat faizleri güncellendi: 5 Milyon TL'nin aylık getirisi belli oldu
İşte Temmuz 2026 itibarıyla 5 milyon TL’nin banka banka aylık getiri tablosu: ALTERNATİFBANK (Modern Hesap) Faiz Oranı: %44,00Net Kazanç: 161.600,76 TLVade Sonu Bakiye: 5.161.600,76 TL QNB FİNANSBANK (Sınırsız Hesap TL) Faiz Oranı: %43,50Net Kazanç: 159.432,19 TLVade Sonu Bakiye: 5.159.432,19 TL HALKBANK (Serbest Plus Hesap) Faiz Oranı: %41,50Net Kazanç: 152.284,88 TLVade Sonu Bakiye: 5.152.284,88 TL TEB - Türk Ekonomi Bankası (Marifetli Hesap) Faiz Oranı: %46,00Net Kazanç: 151.313,36 TLVade Sonu Bakiye: 5.151.313,36 TL DENİZBANK (E-Mevduat / Standart Vadeli) Faiz Oranı: %41,50Net Kazanç: 150.082,19 TLVade Sonu Bakiye: 5.150.082,19 TL TÜRİYE FİNANS (Günlük Katılım Hesabı) Kâr Payı Oranı: %41,00Net Kazanç: 150.423,66 TLVade Sonu Bakiye: 5.150.423,66 TL ZİRAAT BANKASI (E-Mevduat) Faiz Oranı: %41,25Net Kazanç: 149.178,08 TLVade Sonu Bakiye: 5.149.178,08 TL GARANTİ BBVA (VOV Hesap) Faiz Oranı: %46,00Net Kazanç: 148.938,45 TLVade Sonu Bakiye: 5.148.938,45 TL ANADOLUBANK (Renkli Hesap) Faiz Oranı: %46,00Net Kazanç: 148.777,38 TLVade Sonu Bakiye: 5.148.777,38 TL AKBANK (E-Vadeli / Standart Vadeli) Faiz Oranı: %41,00Net Kazanç: 148.273,97 TLVade Sonu Bakiye: 5.148.273,97 TL FİBABANKA (Kiraz Hesap) Faiz Oranı: %47,00Net Kazanç: 146.881,15 TLVade Sonu Bakiye: 5.146.881,15 TL ING (Turuncu Hesap) Faiz Oranı: %45,00Net Kazanç: 145.491,87 TLVade Sonu Bakiye: 5.145.491,87 TL ALBARAKA TÜRK (Salkım Hesap) Faiz Oranı: %45,25Net Kazanç: 141.641,80 TLVade Sonu Bakiye: 5.141.641,80 TL İŞ BANKASI (Vadeli TL Hesabı) Faiz Oranı: %39,00Net Kazanç: 141.041,10 TLVade Sonu Bakiye: 5.141.041,10 TL YAPI KREDİ (Kazandıran Günlük Hesap) Faiz Oranı: %43,25Net Kazanç: 139.747,77 TLVade Sonu Bakiye: 5.139.747,77 TL İzin alınmadan,

Türk emeklisi çalışırken ölüyor
Ancak bu rakam pek çok şehirde sadece kirayı karşılıyor. Sonuç olarak emekli iş hayatından kopamıyor. Geçinimini sağlayabilmek için de çalışmak zorunda kalıyor. 65 YAŞ ÜSTÜ 72 İŞÇİ Kayıp dışı istihdam, işçi sağlığı ve iş güvenliği, ortaya çıkan denetimsizlik. ISIC verilerine göre, 2026’nın ilk 6 ayında 1063 işçi iş cinayetine kurban gitti, bunlardan 72’si ise 65 yaş üstü yani emekli işçilerden oluşuyor. Önceki yıl bu sayı 56 olarak kayıtlara geçmişti. İŞ CİNAYETLERİNDE AVRUPA BİRİNCİSİ Sadece emekliler de değil, çocuk işçilerde de benzer durum var. 2025’te 35 çocuk işçi hayatını kaybetti. SGK verileri de acı tabloyu gözler önüne seriyor. 2025’te çalışırken ölen sayısı 1944’e yükseldi. Bir önceki sene ise 908 kişi iş cinayetine kurban gitmişti. Tüm denetimsizliklerin sonucu Türkiye iş cinayetlerinde Avrupa birincisi, dünyada ise 3. sırada. İzin alınmadan,

Türkiye'nin otomobil tercihi belli oldu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2026'nın ocak-haziran döneminde trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7 gerilerken, sürücülerin otomobil seçimlerinde gri renk ve Renault markası açık ara öne çıktı. TAŞIT KAYITLARINDA DİKKAT ÇEKEN DÜŞÜŞ TÜİK verilerine göre yılın ilk altı ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,7 azalarak 962 bin 739'a düştü. Bu araçların 456 bin 50'sini otomobiller oluşturdu. Otomobil satışlarında yaşanan yavaşlamaya rağmen tüketicilerin renk ve marka tercihleri dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. SÜRÜCÜLERİN GÖZDESİ YİNE GRİ OLDU Ocak-haziran döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobiller arasında en fazla tercih edilen renk gri oldu. İlk sırada yer alan gri renkli otomobillerin sayısı 190 bin 529'a ulaştı. Griyi 117 bin 4 adetle beyaz takip ederken, siyah 54 bin 144, mavi 44 bin 877 ve yeşil 25 bin 379 adetle listenin üst sıralarında yer aldı. Kırmızı renkli otomobillerin sayısı 14 bin 634 olarak kaydedilirken, kahverengi 5 bin 988, turuncu 1.576 ve sarı 1.370 adetle daha sınırlı tercih edilen renkler arasında yer aldı. Ayrıca 549 otomobilin renk bilgisi "bilinmiyor" olarak kayıtlara geçti. RENAULT ZİRVEYİ BIRAKMADI Marka tercihinde ise Renault rakiplerine fark attı. İlk altı ayda trafiğe kaydı yapılan Renault marka otomobil sayısı 15 bin 136 oldu. Renault'nun ardından Hyundai 5 bin 248 kayıtla ikinci sıraya yerleşirken, Volkswagen 4 bin 908 ve Fiat 4 bin 791 kayıtla ilk dörtte yer aldı. Toyota 3 bin 825, Peugeot 3 bin 695 ve Mercedes-Benz 3 bin 22 kayıtla üst sıralarda yer alırken, Citroen 2 bin 272, BMW 2 bin 77 ve yerli elektrikli otomobil Togg 2 bin 73 kayıtla ilk 10 marka arasına girmeyi başardı. İLK 6 AYIN ÖNE ÇIKAN TERCİHLERİ Veriler, Türkiye'de otomobil kullanıcılarının sade ve ikinci el piyasasında daha avantajlı görülen gri ve beyaz tonlarına yönelmeyi sürdürdüğünü ortaya koyarken, Renault da marka bazında liderliğini koruyarak yılın ilk yarısını zirvede tamamladı. İzin alınmadan,

TÜRK-iŞ'ten bölgesel asgari ücret çıkışına sert tepki: işçiye de ülkeye de kötülük
Konuşulması gereken, asgari ücretin geçim ücretine dönüştürülmesidir." değerlendirmesinde bulundu. TÜRK-İŞ Yönetim Kurulunca yapılan yazılı açıklamada, son dönemde bazı işverenlerin asgari ücretin bölgesel olarak belirlenmesi yönünde taleplerinin olduğu anımsatılarak, bu talebin iyi niyetli olmadığı, daha fazla kazanma hırsından kaynakladığı savunuldu. Bölgesel asgari ücretin 1960'lı yıllarda denendiği ancak olumsuz sonuçlara yol açtığına işaret edilen açıklamada, "1974'te ulusal düzeyde asgari ücret tespit sistemine geçildi. Şimdi bu konunun yaklaşık 60 yıl sonra tekrar gündeme getirilmesinin işçilere bir fayda sağlamayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz." ifadesi kullanıldı. Açıklamada, bir grup işverenin, bölgesel asgari ücret uygulamasını yeniden gündeme taşıdığı belirtilerek, şunlar kaydedildi: "Bölgesel asgari ücreti gündeme getirmek ya da bunu savunmak, işçiye de emekçiye de ülkeye de kötülüktür. Konuşulması gereken, asgari ücretin geçim ücretine dönüştürülmesidir. Hayatını emeğiyle sürdüren herkesin bölgesel asgari ücret planlarına karşı durması gerekiyor. Bölgesel asgari ücret, başta işçi ve emekçiler arasında olmak üzere tüm ülkede ayrışmalara neden olabilecek, gerilimleri artırabilecek ve toplumsal huzuru zedeleyebilecek son derece riskli bir öneridir. Bu öneride bulunanlar ise art niyetlidir." "BAZI PATRONLAR MEVCUT ASGARİ ÜCRETİ BİLE ÇOK GÖRÜYOR" TÜRK-İŞ'in, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısına ve Komisyonda alınan kararlara itiraz ettiğinin hatırlatıldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Konfederasyon olarak 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonunda yer almadık. Bu tepkimizi, asgari ücretin insan onuruna yakışır bir seviyede ve daha geniş bir katılımla sağlanması düşüncesiyle ortaya koyduk. Asgari ücretin bir geçim ücreti olmadığını, önceki yıllarda da imza atmadığımız ve muhalefet şerhi koyduğumuz komisyon kararlarında defalarca dile getirdik. Asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğu günümüzde, bir işçi bu parayla ailesini geçindirmek zorunda kalıyor. Ama gözünü kar hırsı bürümüş bazı patronlar mevcut rakamı bile çok görüyor. Bölgesel asgari ücret talebinde bulunmak, 'asgari ücret bazı şehirlere göre yüksek', 'ben işveren olarak, daha çok kazanmak, daha çok kar etmek istiyorum' demenin bir başka yoludur." İzin alınmadan,

Sanayici üretirken devleti finanse ediyor: Devreden KDV yükü büyüyor
Daha önce açıklanan İSO 500 verileriyle birlikte değerlendirildiğinde ise büyük sanayi kuruluşlarının devreden KDV alacağı yaklaşık 3,8 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşıyor. Ekonomist Deniz Eresen, bu tablonun sadece muhasebesel bir veri olmadığını, şirketlerin işletme sermayesini doğrudan etkileyen önemli bir finansman unsuruna dönüştüğünü belirtiyor. Eresen'e göre devreden KDV, teknik olarak şirketlerin devletten olan alacağını ifade ediyor. Ancak bu alacak uzun süre bilançolarda beklediğinde işletmeler açısından fiilen finansman ihtiyacı doğuruyor. Çünkü şirketler üretim yaparken ödedikleri KDV'yi nakde çeviremiyor ve bu kaynak işletmenin kasasına dönmediği için ilave kredi kullanmak zorunda kalabiliyor. Özellikle faiz oranlarının yüksek olduğu dönemlerde bu durumun maliyetinin katlanarak arttığını ifade eden Eresen, "Şirketler kendi faaliyetlerini finanse etmek yerine, bir anlamda kamuya faizsiz kaynak sağlamış oluyor. Bu da işletme sermayesini zayıflatırken finansman giderlerini artırıyor" değerlendirmesinde bulunuyor. Sanayicinin son dönemde en önemli sorunlarından birinin finansmana erişim olduğuna dikkat çeken Eresen, krediye ulaşmanın zorlaştığı ve maliyetlerin yükseldiği bir ortamda devreden KDV stokunun büyümesinin şirketlerin nakit akışını daha da zorladığını söylüyor. Eresen'e göre burada temel mesele vergi oranlarından çok, sistemin işleyişi. İhracat, yatırım ve üretim süreçlerinde oluşan KDV alacaklarının daha hızlı sonuçlandırılması, şirketlerin bilançosundaki atıl kaynağın ekonomiye Böylece firmaların kredi ihtiyacı azalırken finansman maliyetleri üzerinde de rahatlatıcı bir etki oluşabilir. Ekonomistler, devreden KDV'nin büyüklüğünün yalnızca vergi sistemine ilişkin bir gösterge olarak değil, aynı zamanda reel sektörün likidite koşullarını yansıtan önemli bir gösterge olarak da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Finansmana erişimin en çok konuşulduğu mevcut konjonktürde, bilançolarda biriken KDV alacaklarının üretim, yatırım ve nakit yönetimi üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde de gündemde kalması bekleniyor. İzin alınmadan,

44 yaşında emekli olup Bali'ye yerleşti! Erken emekliliğin formülünü anlattı
Bu hareketi benimseyenler, daha küçük evlerde yaşayarak, iş yerine evden yemek götürerek ve gereksiz tüketimden kaçınarak günlük harcamalarını en aza indiriyor. Bunun "cimrilik" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan FIRE takipçileri, bu sayede gelecekten daha fazla "zaman" FIRE hareketinin önde gelen savunucularından Kanada vatandaşı yazılım mühendisi Kristy Shen ve ABD'li öğretmen Amy Minkley, erken emekliliğe uzanan yolculuklarını ve FIRE hareketine ilişkin değerlendirmelerini AA muhabirine anlattı. Shen ve Minkley, erken emekliliğe ulaşmalarını sağlayan sürecin yüksek gelirden çok yaşam tarzı tercihleriyle şekillendiğini dile getirerek, bu sayede Kanada'da 31 yaşında emekli olan yazılım mühendisi Shen, Çin'in kırsal kesiminde günde 44 sentle büyüdü ancak şimdi bir milyoner olarak hayatına devam ediyor. Eşiyle birlikte dünyayı dolaşıyor ve kitap yazıyor. Ayrıca, 44 yaşında emekli olan ABD'li öğretmen Minkley, eşiyle birlikte Endonezya'nın Bali Adası'nda yaşıyor, yoga yapıyor, evini yeniliyor ve sevdikleriyle özgürce vakit geçiriyor. Her ikisi de bundan sonraki hayatlarında bir daha çalışmayı istemiyor çünkü daha önce verdikleri emekler onları emeklilik hayatlarına erkenden taşıdı. 44 SENTLE BÜYÜDÜ MİLYONER OLDU Erken emeklilik hedefinin arkasındaki en önemli nedenlerin işten çıkarılma riski ve fazla mesailer olduğunu söyleyen Shen, bunun için para biriktirdiği süreçte otomobil Shen, çamaşır makinesi bulunmayan küçük bir evde yaşamaya devam ederek tasarruflarını yatırıma yönlendirdi ve 31 yaşında emekli oldu. Erken emeklilik sonrasındaki yaşamına ilişkin ise Shen, "En büyük avantaj, sevdiğimiz insanlarla vakit geçirme özgürlüğü. Her şeyi bir kenara bırakıp, ölüm döşeğindeki bir aile üyesine bakabildik ve oğlumun büyüme sürecinde yanında olabildik. FIRE sayesinde " değerlendirmesinde bulundu. Shen, "Çin’in kırsal kesiminde günde 44 sentle büyüyüp Batı'ya göç eden biri olarak, milyoner olmak en çılgın hayallerimin bile ötesinde. Daha da inanılmaz olan ise, son 10 yıldır bizim izlediğimiz yolu takip ederek başkalarının da büyük başarılar elde edebilmiş olması." ifadelerini kullandı. Çalışmak yerine dünyayı dolaşan ve kitap yazan Shen, bugün erken emekliliğin yapay zeka teknolojisi ve konut fiyatlarının artması nedeniyle eskiye kıyasla daha zor bir hale geldiğini ancak hala mümkün olduğunu vurguladı. Shen, erken emekliliğe ulaşmanın yüksek gelirle daha kolay olduğunu, ancak yine de öğretmen, girişimci ve kütüphaneci gibi farklı mesleklerden birçok kişinin erken emekli olabildiğini hatırlattı. ABD'Lİ ÖĞRETMEN 44 YAŞINDA EMEKLİ OLDU Öğretmen olarak çalıştığı yıllarda Güneydoğu Asya'da yaşamın daha düşük maliyetli olduğunu fark eden Minkley, emeklilik için ihtiyaç duyduğu yatırım portföyünü hesapladı ve finansal bağımsızlık hedefine sandığından daha yakın olduğunu gördü. Minkley, tasarruf oranını artırarak iki yıl daha çalıştı ve 2021'de 44 yaşındayken emekli oldu. Singapur ve Hindistan'da tek başına yaşayabilecek maddi imkana sahip olmasına rağmen Minkley, dokuz yıl ev arkadaşıyla yaşamayı sürdürdü. Minkley, "Günlük hayatta, yemeklerimin çoğunu kendim pişirdim, elektronik cihazlarımı eskiyene kadar kullandım, nadiren pahalı giysiler aldım ve büyük harcamalar yapmadan önce bir kez daha düşündüm." dedi. Emekliliğin ardından Meksika ve Tayland'da yaşayan Minkley, daha sonra eşiyle birlikte Endonezya'nın Bali Adası'na yerleşti. Çalışmak yerine yoga yapan, evini yenileyen ve sevdikleriyle özgürce vakit geçiren Minkley, Bali'deki yaşamının sağlığına, yaratıcılığına ve sosyal ilişkilerine daha fazla zaman ayırmasına imkan tanıdığını söyledi. Bugün erken emekli olmanın artan maliyetler ve istihdam sorunları nedeniyle eskiye kıyasla daha zor olduğunu vurgulayan Minkley, yüksek gelire sahip olmadan finansal bağımsızlığa ulaşarak emekli olan öğretmen, kabin memuru ve farklı meslek gruplarından birçok kişiyi tanıdığını aktardı. FIRE HAREKETİ NEDİR? FIRE hareketi yüksek tasarruf, minimum harcama ve uzun vadeli yatırımlarla geleneksel emeklilik yaşını beklemeden finansal bağımsızlığa ulaşmayı hedefleyen bir yaşam anlayışı olarak 1990'ların başında ortaya çıktı. Hareketin temelini oluşturan fikirler, ABD'li finansal bağımsızlık savunucuları Vicki Robin ve Joe Dominguez'in 1992'de yayımlanan "Your Money or Your Life" kitabıyla geniş kitlelere ulaştı ve 2010'larda popülerlik kazandı. ABD'de ortaya çıkan bu yaklaşım, son yıllarda Kanada, Avrupa, Avustralya ve Asya'nın birçok ülkesine yayılarak küresel bir harekete dönüştü. İzin alınmadan,

Enerji krizi depoları vurdu, Avrupalı fişe koştu: Otomotivde tüm dengeleri değiştiren rakamlar!
Orta Doğu'da, ABD/İsrail-İran Savaşı sonrası Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla küresel enerji arzında ortaya çıkan problemler devam ediyor. Birçok sektörü etkileyen bu durum, küresel otomobil piyasasında da tercihlerin şekillenmesinde belirleyici oluyor. AA muhabirinin Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerinden derlediği bilgilere göre, AB ülkelerinde yılın ilk yarısında elektrikli otomobil satışları yıllık bazda yüzde 40,5 artış gösterdi. Bu dönemde 1 milyon 220 bin 890 elektrikli otomobil satıldı. Elektrikli otomobil satışları toplam satışların yüzde 20,7'sini oluşturdu. Elektrikli otomobil satışları, haziranda ise geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 60,7 artarak 270 bin 557'ye ulaştı. Tam elektrikli, hibrit ve fişli hibrit modellerin toplam otomobil satışları içindeki payı da yüzde 68,9'a çıktı. Ocak-haziran döneminde benzinli otomobil satışları yıllık bazda yüzde 17,2 azaldı. Benzinli otomobiller tüm büyük pazarlarda ivme kaybetti. En büyük düşüş yüzde 61,7 ile Danimarka'da görüldü. Bu ülkeyi yüzde 48,6'lık azalışla Hollanda, yüzde 38'lik gerilemeyle Finlandiya ve yüzde 34,2'lik düşüşle Fransa takip etti. TOPLAM SATIŞLAR 6 MİLYONA YAKLAŞTI AB ülkelerinde toplam yeni otomobil satışları haziranda 2025'in aynı ayına göre yüzde 13,6 artışla 1 milyon 147 bin 962 olarak hesaplandı. Birlik üyesi ülkelerde satılan yeni otomobillerin yüzde 35,2'si hibrit, yüzde 23,6'sı elektrikli, yüzde 21,3'ü benzinli, yüzde 10,1'i fişli (Plug-In) hibrit, yüzde 6,7'si dizel ve yüzde 3,1'i de diğer yakıt türlerinde oldu. Bu yıl ocak-haziranda ise toplam satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,7 artışla 5 milyon 896 bin 683'e çıktı. Ocak-haziran döneminde Birlik üyesi ülkelerde satılan yeni otomobillerin yüzde 37,3'ü hibrit, yüzde 22,2'si benzinli, yüzde 20,7'si elektrikli, yüzde 9,8'i plug-in hibrit, yüzde 7,5'i dizel ve yüzde 2,6'sı diğer yakıt türlerinin kullanıldığı araçlar oldu. AB'DE EN ÇOK SATAN MARKA VOLKSWAGEN Otomobil satışlarına marka bazında bakıldığında ise AB'de en çok satış yapan marka yüzde 10,4'lük pazar payı ve 614 bin 801 araçla Volkswagen oldu. Bu markayı yüzde 6,7 pazar payı ve 396 bin 495 satışla Skoda, yüzde 6,5'lik pazar payı ve 381 bin 849 satışla Toyota izledi. Renault 351 bin 610'luk satışla dördüncü sırada yer alırken, 338 bin 559 satışla BMW beşinci, 299 bin 399 satışla Peugeot altıncı oldu. Bu markaları 286 bin 445 satışla Mercedes, 284 bin 194 satışla Audi, 262 bin 511 satışla Dacia ve 218 bin 279 satışla Kia takip etti. Geçen yıl ocak-haziranda AB ülkelerinde 70 bin 849 olarak kayıtlara geçen Tesla satışları ise bu yılın aynı döneminde yüzde 75,4 artışla 124 bin 242'ye çıktı. Şirketin AB piyasasındaki toplam payı da bu dönemde yüzde 1,3'ten yüzde 2,1'e yükseldi. İzin alınmadan,

Kasım seçimleri öncesi Trump'ın en büyük sınavı
Buna karşılık, ABD Başkanı Donald Trump'ın mutabakatın sona erdiğini açıklaması ve ABD ile İran arasında çatışmaların yeniden başlamasının ardından 8 Temmuz'dan bu yana geçen yaklaşık üç haftada Brent petroldeki yükseliş yüzde 24'le daha sınırlı kaldı. Fiyatlar, 20 Temmuz ile başlayan haftada yaklaşık yüzde 14 yükselerek perşembe günü 102 dolara kadar çıksa da, cuma günü önceki günkü kapanışa göre yaklaşık yüzde 4 gerileyerek yeniden 97 doların altına indi. Böylece Brent petrol, mutabakatın sona ermesinin ardından değer kazanmayı sürdürse de savaşın ilk dönemindeki yükselişin gerisinde kaldı. Uzmanlar, daha sınırlı fiyat artışında beklenen ölçüde fiziki arz kaybı yaşanmaması, piyasalardaki yüksek stoklar ve denizde bulunan petrol hacminin yanı sıra Trump'ın petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini önlemeye yönelik siyasi motivasyonunun etkili olduğunu belirtiyor. Öte yandan Trump'ın 2028'de yeniden aday olacağını açıklaması, kasımda yapılacak ara seçimlerin siyasi önemini daha da artırırken, yönetimin benzin fiyatlarını kontrol altında tutmaya yönelik olası adımları da yeniden gündeme taşıdı. Ara seçimler, seçmenlerin Trump yönetimine verdiği desteğin en önemli göstergelerinden biri olarak görülüyor. Ekonomi, enflasyon, akaryakıt fiyatları ve Orta Doğu'daki gerilimin seyri seçim öncesinde yakından izlenirken, Washington yönetiminin kasıma kadar petrol ve benzin fiyatlarını yükseltebilecek gelişmeleri sınırlamaya yönelik adımlarını ve Orta Doğu'da gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik girişimlerini artırabileceği değerlendiriliyor. TRUM AÇIKLAMARIYLA FİYATLARI YÖNLENDİRİYOR AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan uluslararası veri ve analiz şirketi Kpler'in Kıdemli Petrol Uzmanı Homayoun Falakshahi, petrol fiyatlarındaki yükselişin büyük ölçüde artan jeopolitik risk priminden kaynaklandığını ancak piyasada sert fiyat artışlarını sınırlayan önemli tamponların bulunduğunu söyledi. Falakshahi, haziranda Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının ardından denizdeki petrol hacminin 1,35 milyar varille rekor seviyeye ulaştığını belirterek, Çin'in yüksek ham petrol stoklarının da piyasalara kısa vadede önemli esneklik sağladığını ifade etti. Bununla birlikte ABD'de yükselen petrol ve akaryakıt fiyatlarının ara seçimler öncesinde yönetim üzerindeki siyasi baskıyı artırabileceğine işaret eden Falakshahi, "Piyasadaki birçok katılımcı, yönetimin ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini önlemek yönünde güçlü siyasi motivasyona sahip olduğuna inanıyor. Bu beklenti bile spekülatif alımları sınırlamaya yardımcı olabilir." diye konuştu. Falakshahi, Trump'ın küresel petrol fiyatları üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı olduğunu ancak piyasa beklentilerini yönlendirebildiğini vurgulayarak, "Trump'ın piyasa beklentilerini etkileyebildiği de görüldü. İran'la gerilimin arttığı dönemlerde yaptığı açıklamalar ve sosyal medya paylaşımları, gerilimin tırmanacağı ya da azalacağı yönündeki beklentileri değiştirerek kısa vadeli fiyat hareketlerinde etkili oldu." ifadelerini kullandı. MANŞETLER ALGIYIN DEĞİŞTİRİYOR Viyana Enerji Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Fereydoun Barkeshli de petrol piyasasının son derece spekülatif bir döneme girdiğini, yatırımcıların uzun süreli arz kesintisinden ziyade yeniden normalleşme ihtimalini fiyatladığını söyledi. Barkeshli, piyasaların Orta Doğu'daki gelişmelere savaşın ilk dönemine kıyasla daha zayıf tepki verdiğine dikkati çekerek, "Orta Doğu'daki gelişmelere piyasalar oldukça zayıf tepki verdi. Katılımcılar, dünyanın en kritik deniz geçiş noktasının abluka altına alınması gibi devasa bir krizi fiyatlamakta isteksiz davranıyor. Vadeli işlemlerin fiyatları baskılamak amacıyla manipüle edildiğine yönelik ciddi şüpheler var." değerlendirmesinde bulundu. Trump'ın geçmişte de düşük petrol fiyatlarını savunduğunu anımsatan Barkeshli, "Trump'ın düşük petrol fiyatlarını savunduğu bilinen bir gerçek. Piyasalar büyük ölçüde haber akışıyla hareket ediyor ve manşetler algıyı yönlendiriyor. Bu durum vadeli piyasa ile fiziksel piyasa arasındaki fiyat farkının olağan dışı şekilde açılmasına neden oldu." dedi. TRUMP'IN SEÇENEKLERİ SINIRLI İsviçre merkezli veri sağlayıcısı Sparta'nın ham petrol piyasasından sorumlu yöneticisi Aaron Kildow ise Trump yönetiminin ara seçimler öncesinde akaryakıt fiyatlarını düşürmek için kullanabileceği seçeneklerin sınırlı olduğunu dile getirdi. Kildow, ABD'de akaryakıt talebinin yükselen pompa fiyatlarına rağmen güçlü seyrini koruduğunu ifade ederek, "Trump'ın ara seçimler öncesinde akaryakıt fiyatlarını düşürmek için seçenekleri sınırlı. Teorik olarak rafine petrol ürünleri ihracatına geçici kısıtlama getirerek iç piyasadaki stokları yeniden dengeleyebilir. Ancak böyle bir adım, başta müttefik ülkelerin yakıt arzı olmak üzere ciddi ve istenmeyen sonuçlar doğurabilir." diye konuştu. Petrol fiyatlarını düşürmenin en etkili yolunun Orta Doğu'daki çatışmaların sona erdirilmesi ve petrol akışının normale dönmesi olduğunun altını çizen Kildow, şunla...

Türkiye’de sofralara gelmiyor ama dünya peşinde
AA muhabirinin, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden derlediği bilgiye göre, ocak-haziran döneminde 9 ülkeye 829 ton deniz salyangozu satıldı. Böylelikle ihracattan 9 milyon 138 bin 40 dolar kazanç sağlandı. Türkiye'den geçen yılın aynı döneminde ise 520 ton deniz salyangozu ihracatı karşılığında 5 milyon 399 bin 468 dolar gelir elde edilmişti. Böylece, yılın ilk yarısında yapılan deniz salyangozu ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 59, değerde de yüzde 69 arttı. Söz konusu dönemde İspanya, Güney Kore ve Çin en fazla dış satım yapılan ülkeler oldu. İspanya'ya 3 milyon 126 bin 62, Güney Kore'ye 2 milyon 689 bin 664 ve Çin'e 2 milyon 23 bin 535 dolarlık deniz salyangozu ihraç edildi. Bunun dışında Fransa ve Ukrayna'ya da bu dönem deniz salyangozu satıldı. İLK ALTI AYDAKİ TİCARET HACMİ UMUT VERİCİ DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk İskender, AA muhabirine, deniz salyangozunun Türkiye'de iç tüketimi bulunmayan, tamamen ihracata yönelik avlanan bir su ürünü olduğunu söyledi. Yılın ilk 6 ayında ihracatta hem miktar hem de değer bazında önemli artış yakalandığını belirten İskender, "Başta İspanya, Güney Kore ve Çin olmak üzere ana pazarlarımızdan gelen talebin güçlü seyretmesi ihracatımıza olumlu yansıdı. İlk yarıda elde edilen sonuçlar sektör açısından memnuniyet verici." dedi. İskender, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerinin de olumlu olduğunu ifade ederek "Mevcut pazarlarımızdaki talebin devam etmesi ve yeni alıcılarla kurulacak ticari bağlantılar sayesinde yılı geçen yılın üzerinde bir ihracat rakamıyla tamamlamayı hedefliyoruz." diye konuştu. Deniz salyangozu ihracatında sürdürülebilir avcılığın büyük önem taşıdığına işaret eden İskender, "Su ürünleri kaynaklarımızın korunması için avcılık kurallarına titizlikle uyulması gerekiyor. Sürdürülebilir üretim anlayışı hem doğal stokların korunmasını hem de ihracatın uzun vadede devamlılığını sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. İzin alınmadan,

1 Ağustos'ta E-ticaret Düzenlemeleri Başlıyor: İndirimli Satış, Yapay Zeka ve Influencer Reklamlarına Yeni Kurallar Geliyor
Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu'nun açıklamasına göre, e-ticaret sektöründe önemli düzenlemeler 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe girecek. "Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" kapsamında devreye alınacak yeni kurallar, dijital pazarlama, yapay zeka ve sosyal medya etkileyicileri gibi alanları kapsayacak. Çevikoğlu, küresel e-ticaret rekabet koşullarının değiştiğini belirterek, Türkiye'nin rekabet gücünü korumak adına mevcut yönetmeliklerin yanı sıra Elektronik Ticaret Kanunu'nun da güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Bu düzenlemelerin, dijitalleşen dünyada artan reklam ve tanıtımlara maruz kalan tüketicileri aldatıcı uygulamalara karşı daha etkin korumayı amaçladığını ifade etti. Genel amaç, dijital reklamcılıkta şeffaflığı artırmak, tüketiciyi korumak ve sektörde adil rekabeti güçlendirmek olarak belirtildi. Yeni düzenlemeler, tüketicilerin çevrim içi davranışları ve kişisel verilerinin analiz edilerek belirli kişi veya gruplara özel reklam içeriklerinin sunulduğu hedefli reklamcılık uygulamalarını kapsıyor. Ayrıca, sosyal medya içerik üreticileri (influencer'lar) aracılığıyla yapılan tanıtımlarda ticari ilişkilerin şeffaf bir şekilde belirtilmesi esas alınacak. İndirimli satış reklamlarına da yeni kurallar getirildi. Buna göre, bir indirimin hesaplanmasında esas alınacak fiyat, indirimin başlangıç tarihinden önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat olmak zorunda. Yasaklı reklam alanları da genişletildi. Falcı, medyum, astrolog ve benzeri hizmetlerin reklamları ile yasa dışı bahis ve kumar oyunlarına yönelik tanıtımlar artık tamamen yasak kapsamında olacak. Tüketici şikayetlerine ilişkin süreçlerde de bir değişiklik yapıldı. Satıcı veya sağlayıcılara, şikayetler yayımlanmadan önce açıklama veya cevap verme hakkını kullanmaları için tanınan süre 72 saatten 48 saate düşürüldü. Bu süre zarfında cevap verilmezse, değerlendirmeler doğrudan yayımlanacak. Yapay zekayla oluşturulan reklamlarda, insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlerin kullanılması halinde, bu durumun açık ve anlaşılır bir şekilde belirtilmesi zorunlu hale getirildi. ETİD Başkanı Çevikoğlu, 1 Ağustos'tan itibaren e-ticaret sektöründe başlayacak bu uygulamaların, tüketicilerin daha etkin korunmasını sağlayacağını ve sektörde şeffaflık ile adil rekabet ortamını güçlendireceğini yineledi.

Küresel Piyasalar Fed Kararı, Orta Doğu Gerilimi ve Teknoloji Bilançolarına Odaklandı: Petrol Fiyatları ve Enflasyon Endişeleri Artıyor
Küresel piyasalar geçen hafta Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, artan enerji maliyetleri ve merkez bankalarının para politikaları ekseninde hareket etti. ABD Merkez Bankası (Fed)'nın faiz kararı ve önemli teknoloji şirketlerinin bilanço açıklamaları bu haftanın ana gündem maddeleri arasında yer alırken, ABD'nin yeni tarife kararları da ticaret gerilimlerini tırmandırdı. Geçen hafta Orta Doğu'da yeniden tırmanan jeopolitik tansiyon, enerji maliyetleri üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. ABD-İran geriliminin Hürmüz Boğazı dışındaki önemli enerji güzergahlarına yayılma riskiyle birlikte petrol fiyatlarındaki yükseliş sürdü. Brent petrolün varil fiyatı 21 Mayıs'tan bu yana ilk kez 100 dolar seviyesini gördü. Analistler, çatışmaların kara harekatına dönüşmesi halinde enerji arzı başta olmak üzere küresel ticaret akışlarında aksaklıklar yaşanabileceği ve bunun gıda tedarik zincirleri üzerinde ilave baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Artan petrol fiyatları, küresel çaptaki enflasyonist baskıların daha da güçlenebileceği endişelerini körükleyerek merkez bankalarına yönelik "şahin" beklentilerin artmasına neden oldu. Fed'e ilişkin tahminler, yıl sonuna kadar iki faiz artışı ihtimali üzerinde yoğunlaştı. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in bu ayki toplantısında politika faizini yüzde 66 ihtimalle sabit bırakması beklenirken, bankanın eylül veya ekim toplantılarının birinde atacağı "şahin" bir adımın ardından aralıkta da ilave faiz artışı yapacağına dair tahminler yüzde 80'e ulaştı. Gelecek hafta Fed'in faiz kararı, Fed Başkanı Warsh'ın sözlü yönlendirmeleri ve ileriye dönük fiyat istikrarı mesajları piyasaların ana odak noktasını oluşturacak. Ayrıca ABD'deki büyüme verileri, kişisel tüketim harcamaları ve önemli teknoloji şirketlerinin finansal sonuçları da yakından takip edilecek. Öte yandan, ABD'de Donald Trump yönetimi, zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatını yasaklamada ve bu yasağı uygulamada yetersiz kaldıkları gerekçesiyle, 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 301. Bölümü kapsamında yürütülen soruşturmalar sonucunda ülkenin 60 ticaret ortağına yüzde 10 ila yüzde 12,5 oranında gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Bu hamle, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası'na (IEEPA) dayandırılan tarifelerin yasaya aykırı olduğuna hükmetmesinin ardından ve 150 gün süreli geçici küresel tarifelerin süresinin dolmasına kısa süre kala geldi. Donald Trump ayrıca Avrupa Birliği'nin (AB) Amerikan teknoloji şirketlerine uyguladığı para cezalarını eleştirerek, Birliğe karşı da 301. Bölüm kapsamında soruşturma başlatılacağını ve tarife uygulanabileceğini açıkladı. Hızlanan bilanço sezonunda, geçen hafta ABD'li önemli teknoloji şirketlerinin finansal sonuçları takip edildi. Bu şirketlerin büyük bölümünün beklentileri aşan finansal sonuçlar açıklamasına rağmen, gelecek dönemde artırmayı planladıkları sermaye harcamalarının karlılığa ne ölçüde katkı sağlayacağına ilişkin soru işaretleri devam etti. Alphabet, Tesla, IBM ve Intel'in geçen hafta bilançolarını açıklamasının ardından, gelecek hafta Microsoft, Meta, Amazon ve Apple'ın finansal sonuçları yakından izlenecek. Enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü seyretmesi ve Fed'in faiz patikasına yönelik tahminlerle tahvil piyasalarındaki satış baskısı sürdü. Geçen hafta ABD'nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,38 ile 12 Şubat 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. ABD 10 yıllık tahvil getirisi de yüzde 4,72'ye çıkarak yaklaşık 17 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Haftayı, 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,35'te (önceki haftaya göre yaklaşık 16 baz puan artışla), 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,69'da (yaklaşık 15 baz puan yükselişle) tamamladı. Dolar endeksi haftalık bazda yüzde 0,7 artışla 101,5 seviyesine çıktı. Küresel ticaret gerilimlerini artırabilecek tarife endişeleriyle altının onsu bir miktar pozitif yönlü hareket etse de, güçlü dolar, yükselen tahvil faizleri ve Fed'e yönelik şahin öngörüler baskısını sürdürerek haftayı yüzde 1,3 değer kaybıyla 4 bin 119 dolarda tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 9,9 artışla 96,8 dolara yükseldi. ABD'de pay piyasaları geçen hafta negatif bir seyir izledi. Haftalık bazda New York borsasında S&P 500 yüzde 0,61, Nasdaq endeksi yüzde 2,13 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,38 düştü. Kurumsal tarafta, Alphabet'in yılın ikinci çeyreğindeki geliri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 24 artarak 119,8 milyar dolara yükseldi; şirketin net karı da aynı dönemde yüzde 298 artışla 112,1 milyar dolara ulaştı. IBM de 2026 yılının nisan-haziran dönemine ilişkin bilançosunu açıkladı ve şirketin yılın ikinci çeyreğinde elde ettiği gelir, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1 artarak 17,2 milyar dolara ulaştı.

Yapay Zeka Destekli Veri Merkezleri Küresel Elektrik Talebini İki Katına Çıkaracak: Enerji Sektöründe Yeni Yatırım ve Şebeke Zorlukları
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) verilerine göre, küresel elektrik talebinin 2030'a kadar yıllık ortalama yüzde 3,6 büyümesi bekleniyor. Sanayi üretimi, elektrikli araçlar ve iklimlendirme sistemlerinin yanı sıra, yapay zeka destekli veri merkezlerinden kaynaklanan tüketim artışı bu büyümede önemli bir rol oynuyor. Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla kurulan veri merkezleri, elektrik talebini yeniden şekillendirerek enerji sektöründe yeni yatırım eğilimlerini belirliyor. Veri merkezleri, yapay zekanın kullandığı verilerin işlendiği ve sistemlerin çalıştığı fiziksel altyapıyı oluşturuyor. Bu güçlü bağlantı sonucunda, veri merkezlerinin küresel elektrik tüketiminin 2025'teki yaklaşık 485 teravatsaatten 2030'da 950 teravatsaat seviyesine ulaşarak yaklaşık iki katına çıkması öngörülüyor. Bu miktar, küresel elektrik talebinin yaklaşık yüzde 3'üne denk gelirken, özellikle yapay zekaya odaklanan veri merkezlerinde elektrik tüketiminin çok daha hızlı artacağı belirtiliyor. Kısa süre önce sanayi, elektrikli araçlar ve binalar ana talep kaynakları olarak görülürken, artık veri merkezleri birçok ülkede talep artışının en önemli sürükleyicilerinden biri haline geldi. IEA'nın "Elektrik 2026" raporu, ABD'de 2030'a kadar gerçekleşecek elektrik talebi artışının yaklaşık yarısının veri merkezlerinden kaynaklanacağını gösteriyor. Yapay zeka odaklı veri merkezi yatırımlarının başta ABD, Avrupa ve Asya olmak üzere birçok ülkede hız kazanması, elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji arz güvenliği konularını gündemin üst sıralarına taşıdı. Microsoft, Google, Amazon ve Meta gibi büyük teknoloji şirketleri, yeni veri merkezi yatırımlarını uzun vadeli yenilenebilir enerji anlaşmalarıyla destekleme yoluna giderken, bazı projelerde doğal gaz ve nükleer enerji seçenekleri de değerlendiriliyor. Veri merkezlerinden kaynaklanacak ilave elektrik talebinin önemli bir bölümü kısa vadede doğal gaz ve kömür santralleriyle karşılanacak olsa da, yenilenebilir enerji yatırımları ve batarya depolama sistemlerinin de bu büyümeye eşlik edeceği tahmin ediliyor. Bu hızlı artış, özellikle veri merkezi yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerde iletim kapasitesi, şebeke bağlantıları ve elektrik fiyatları gibi şebeke altyapısı tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Ancak yapay zeka, enerji sektörüne sadece yeni bir tüketici olarak değil, aynı zamanda sistem verimliliğini artırabilecek bir teknoloji olarak da katkı sağlıyor. Enerji sektöründe yapay zeka uygulamaları, önleyici bakımın yaygınlaştırılması, verimliliğin artırılması ve karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine ulaşmada önemli rol oynuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin daha doğru tahmin edilmesi, karbon yakalama, depolama ve kullanım teknolojileri, enerji ticareti, akıllı ev ve binalar, petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri ile nükleer santrallerin izlenmesi gibi alanlarda verimliliği artırarak maliyetlerin düşürülmesine yardımcı oluyor. Enerji dönüşümünde dijitalleşmeyle birlikte yapay zeka ve veri merkezleri, sistemsel bir gereklilik haline gelmiş durumda ve bu ikili arasındaki ilişkinin önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceği öngörülüyor.

25 Temmuz 2026 Haftalık Piyasa Verileri: Gram Altın 6.185 TL, Çeyrek Altın 10.170 TL'ye Ulaştı; Borsa İstanbul Düşüşle Kapandı
25 Temmuz 2026 tarihli haftalık piyasa verileri açıklandı. Yatırımcıların takibindeki Borsa İstanbul (BIST 100) haftayı düşüşle tamamlarken, güvenli liman olarak görülen altın fiyatları ve döviz kurları yükseliş trendini sürdürdü. Haftanın yatırımcısına en çok kazandıran aracı altın oldu. Kapalıçarşı piyasasından alınan güncel verilere göre altın fiyatları haftayı güçlü bir yükselişle tamamladı. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı haftalık bazda %2,18 artış göstererek 6.185 TL seviyesine ulaştı. Geçtiğimiz hafta sonu 9.993 TL olan çeyrek altının satış fiyatı, %1,77 değer kazanarak 10.170 TL'ye çıktı. Cumhuriyet altını ise %1,69 yükselişle 40.492 TL oldu. Döviz piyasalarında haftalık bazda yukarı yönlü ve sakin bir seyir izlendi. Türk Lirası karşısında döviz kurlarının kapanış rakamları şu şekilde gerçekleşti: ABD doları bu hafta %0,76 oranında değer kazanarak haftayı 47,3440 TL'den kapattı. Euro ise haftalık %0,31 yükselişle 53,8590 TL seviyesine ulaştı. Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri, haftalık bazda ortalama %0,27 oranında değer kaybetti. BIST 100 endeksi hafta içinde dalgalı bir grafik çizdi. Hafta boyunca en düşük 13.875,58 puanı, en yüksek ise 14.228,02 puanı gören endeks; kapanışı önceki haftanın %0,27 altında, 13.943,87 puan ile gerçekleştirdi. Haftalık performansta yatırım ve emeklilik fonları da yatırımcısına pozitif getiri sağladı. Yatırım fonları haftalık ortalama %0,45 değer kazanırken, emeklilik fonları haftayı ortalama %0,41 artışla tamamladı. Kategorilerine göre incelendiğinde, altındaki yükselişin etkisiyle yatırım fonları arasında en yüksek getiriyi %1,78 ile "Kıymetli Madenler Fonları" sundu.

Avrupa'nın En Büyük 50 Bankası Belirlendi: Ziraat Bankası Tek Türk Temsilci Olarak 47. Sırada
Visual Capitalist ve S&P Global Market Intelligence tarafından hazırlanan araştırmaya göre, Avrupa kıtasının aktif büyüklüğüne göre en büyük 50 finans kuruluşu belirlendi. Açıklanan listede Türkiye'den tek bir banka, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası yer aldı. Listenin zirvesinde önemli bir değişiklik yaşandı. Uzun yıllardır ilk sırada yer alan İngiliz bankacılık devi HSBC Holdings, liderlik koltuğunu Fransa merkezli BNP Paribas'a devretti. BNP Paribas, 3,279 trilyon dolarlık aktif büyüklüğü ile Avrupa'nın en büyük bankası unvanını ele geçirirken, HSBC ikinci sıraya geriledi. Listenin üçüncü sırasında bir diğer Fransız finans kuruluşu Crédit Agricole Group bulunuyor. İspanyol Banco Santander dördüncü, İngiliz Barclays ise beşinci sırada yer aldı. Türkiye'nin en büyük bankalarından biri konumundaki Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Avrupa genelindeki dev finans kuruluşlarının yer aldığı bu listeye girmeyi başardı. Yaklaşık 286 milyar dolarlık aktif büyüklüğe ulaşan Ziraat Bankası, Avrupa'nın en büyük 50 bankası arasında 47. sırada yer alarak listedeki tek Türk temsilci oldu. Araştırmanın verilerine göre, tablonun üst sıralarında ve genele yayılan dağılımda Fransa ile Birleşik Krallık merkezli bankaların ezici üstünlüğü dikkat çekiyor. Her iki ülke de 50 bankalık listeye 6'şar banka sokmayı başardı. Listede yer alan Fransız bankalarının toplam aktif büyüklüğü 12,5 trilyon doları aşarken, İngiliz bankalarının toplam aktifleri yaklaşık 9 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Almanya, İtalya, İspanya ve Hollanda gibi ülkelerden önemli finans kuruluşları da listede kendine yer buldu.

139 Yıllık Alman Pil Devi Varta AG, Öz Yönetim Modeliyle Yeniden Yapılanma Başvurusu Yaptı
Alman pil ve batarya üreticisi Varta AG, yeniden yapılanma süreci için mahkemeye başvurdu. Mahkeme sözcüsü, başvuruların ana şirket Varta AG ile birlikte Varta Microbattery GmbH, Varta Micro Production GmbH ve Varta Storage GmbH’yi de kapsadığını doğruladı. Söz konusu başvuru, şirketin faaliyetlerini tamamen durduracağı anlamına gelmiyor. Varta, mahkemeden 'geçici öz yönetim' modeliyle yeniden yapılandırma talebinde bulundu. Bu model kapsamında, mevcut yönetim görevine devam edecek ve şirketin borçlarını yeniden düzenleyerek operasyonlarını sürdürülebilir hale getirmeyi hedefleyecek. Şirket, bu adımın ekonomik geleceği güvence altına almak amacıyla atıldığını belirtirken, çalışan maaşlarının ödenmeye devam edeceğini de vurguladı. Varta’nın en kârlı birimlerinden biri olan ev tipi pil üretimi (Varta Consumer Batteries), iflas başvuru sürecinin dışında bırakıldı. Şirket, bu birimin hukuki, operasyonel ve mali açıdan diğer birimlerden bağımsız faaliyet gösterdiğini açıkladı. Alman basınına yansıyan haberlere göre, Deutsche Bank ve bazı yatırım fonları bu birimi devralmayı değerlendirirken, büyük hissedarlardan Michael Tojner’in ise şirketin mikro pil faaliyetlerine ilgi gösterdiği belirtiliyor. Bu gelişmeler, Varta’nın ilerleyen süreçte farklı şirketlere bölünebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Şirketin mali sıkıntılarının temel nedenleri arasında küresel piyasalardaki daralma, talep düşüşü, döviz kuru etkileri ve önemli bir müşterinin kaybı gösteriliyor. Bu müşterinin Apple olduğu ve şirketin AirPods kulaklıklarında kullanılan CoinPower şarj edilebilir düğme pilleri gelecekte Çin’den tedarik etme kararının Varta’nın bu alandaki üretimini doğrudan etkilediği ifade edildi. Varta, daha önce mayıs ayında Nördlingen tesisindeki üretimi durduracağını ve yaklaşık 350 kişilik istihdam azaltımına gideceğini duyurmuştu. 1887 yılında Almanya’nın Hagen kentinde kurulan Varta, 139 yıllık geçmişiyle Avrupa’nın önde gelen pil ve batarya üreticileri arasında yer alıyor. Ev tipi pillerden işitme cihazı pillerine, enerji depolama sistemlerinden otomotiv bataryalarına kadar geniş bir üretim yelpazesine sahip şirket, yaklaşık 3 bin 260 kişiye istihdam sağlıyor. Şirketin geleceği, mahkemenin öz yönetim talebine ilişkin vereceği karar ve olası varlık satışlarının sonucuna bağlı olacak. Bu sürecin yalnızca Varta için değil, Avrupa pil sektörü açısından da kritik öneme sahip olduğu değerlendiriliyor.

Dünyanın En Değerli Restoran Zincirleri Sıralaması Açıklandı: McDonald's 195 Milyar Dolarlık Piyasa Değeriyle Liderliğini Sürdürdü
Küresel restoran pazarında yapılan yeni bir değerlendirme, dünyanın en değerli restoran zincirlerini ortaya koydu. Hızlı yemek (fast-food) odaklı zincirlerin belirgin üstünlük kurduğu listede, ABD merkezli şirketlerin ağırlığı dikkat çekti. Listenin zirvesinde yer alan McDonald's, yaklaşık 195 milyar dolarlık piyasa değeriyle "dünyanın en değerli restoran zinciri" unvanını korudu. McDonald's, geniş küresel franchise ağı ve yüksek ticari hacmi sayesinde elde ettiği bu değerle, ikinci sıradaki rakibinin piyasa değerinin dört katından fazlasına ulaştı. Sıralamada ikinci basamakta 45,2 milyar dolarlık piyasa değeriyle Chipotle Mexican Grill kendine yer buldu. Üçüncü sırayı KFC, Pizza Hut ve Taco Bell gibi markaları bünyesinde barındıran Yum! Brands alırken; Burger King, Tim Hortons ve Popeyes gibi markaların çatı şirketi olan Restaurant Brands International ise dördüncülüğe yerleşti. Açıklanan veriler, küresel restoran pazarındaki coğrafi dengeleri de gözler önüne serdi. En değerli 20 restoran zincirinin 11'ini ABD merkezli şirketler oluşturdu. ABD merkezli şirketlerin liderliğinin yanı sıra Kanada, Japonya, Çin, Meksika ve Brezilya menşeli önemli markalar da finansal performanslarıyla küresel sıralamada yer buldu.

Altında 500 dolarlık sıçrama için tarih verildi
595 dolarlık rekor seviyenin ardından önemli bir fiyat düzeltmesi yaşadı. Küresel varlık yönetim devi WisdomTree analistlerinin yayımladığı son rapora göre, yaşanan bu geri çekilme piyasadaki aşırı değerlemelerin temizlendiği bir "sıfırlama" olarak değerlendiriliyor. Fiyatların yıl başına oranla daha düşük seyretmesi yatırımcılar tarafında takip edilirken, rallisi sırasında oluşan değerleme priminin ortadan kalktığı ve altının makroekonomik temellere yaklaştığı belirtiliyor. FİYAT DÜZELTMESİNİN ARKASINDAKİ ÜÇ TEMEL FAKTÖR Raporda, altın fiyatlarında gözlenen ani yön değişiminin arkasında üç ana gelişmenin yer aldığı ifade ediliyor: Fed Bağımsızlığı ve Risk Primi: Kevin Warsh'un Fed Başkanlığına aday gösterilmesi, ABD para politikasının bağımsızlığına olan güveni destekleyerek daha önce fiyatlara yansıyan risk primini azalttı. Likidite İhtiyacı ve Nakit Talebi: İran ile yaşanan çatışma süreci, ilk aşamada altının güvenli liman etkisinden ziyade likidite ihtiyacını tetikledi ve yatırımcıların acil nakit talebi doğrultusunda altın satışına yönelmesine neden oldu. Bölgesel ve Kurumsal Talepte Yavaşlama: Çin ile Hindistan merkezli borsa yatırım ürünlerine olan talebin yavaşlaması ve Tether gibi kurumsal alıcıların altın biriktirme hızındaki düşüş, piyasadaki köpüğün sönmesinde etkili oldu. 'ADİL DEĞER' VER TEKNİK DESTEK SEVİYELERİ Analize göre altın, artık spekülatif taleplerden ziyade geleneksel makro değişkenlerle hareket etmeye başladı. Piyasa fiyatı ile modelin öngördüğü adil değer arasındaki farkın kapandığı vurgulanırken, teknik tarafta altın fiyatının Fibonacci yüzde 38,2 düzeltme seviyesinin altına sarktığı ve bu bölgede taban oluşturduğu gözlemlendi. Makroekonomik koşullardaki olası iyileşmenin piyasa duyarlılığına katkı sağlaması bekleniyor. Gelecek dönem projeksiyonlarında altının rotasını enflasyon, tahvil getirileri ve dolar endeksinin belirleyeceği öngörülüyor. Raporda yer alan senaryoya göre: ABD enflasyonunun yüzde 2,2 seviyelerine gerilemesi, 10 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 4,33 civarında dengelenmesi, Dolar endeksinin (DXY) 97,1 seviyesine inmesi durumunda, altın fiyatının 2027 yılının ikinci çeyreği itibarıyla 4.563 dolar seviyesine ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu seviye, 2026 yılı Haziran ayı sonu verilerine kıyasla ons başına yaklaşık 500 dolarlık bir toparlanmaya işaret ediyor. Ayrıca ABD'nin bütçe ve cari açık gibi yapısal sorunlarının uzun vadede dolar üzerinde oluşturabileceği baskının altın için destekleyici bir zemin sunmaya devam edebileceği kaydediliyor. İzin alınmadan,
Ferrari, İlk Özel Üretim Elektrikli Otomobili Luce'yi Ağustosta Müzayedeyle Satacak: Gelir Ferrari Vakfı'na Bağışlanacak
Ferrari Design Studio ve markanın kişiselleştirme programı Tailor Made iş birliğiyle geliştirilen özel otomobil Luce, ağustos ayında prestijli RM Sotheby’s müzayedesinde satışa sunulacak. Bu araç, markanın elektrikli araç teknolojilerine yönelik önemli bir adımını temsil ediyor. Açık artırmada 1,1 milyon doların üzerinde bir fiyata alıcı bulması beklenen Luce'den elde edilecek tüm gelir, eğitim ve sosyal sorumluluk projelerini desteklemek amacıyla Ferrari Vakfı’na bağışlanacak. "Işık" teması etrafında tasarlanan otomobil, ışığın açısına göre yeşilden mora dönüşen yanardöner Madreperla Yarı Parlak beyaz kaplamasıyla dikkat çekiyor. Aracın dış tasarımında önde 22, arkada 23 inçlik beyaz jantlar ve Ferrari 360 Modena ile 458 Italia modellerinden ilham alan aerodinamik arka tasarım öne çıkıyor. İç mekanda ise İsviçre derisinden üretilen Le Mans Perla kaplamalar kullanıldı. Teknik altyapısında 800V mimarisi bulunan Luce, her tekerleğinde bağımsız elektrik motoru barındırıyor ve toplam 1.050 beygir güç üretiyor. Yaklaşık 2.260 kilogram ağırlığındaki model, 0’dan 100 km/s hıza sadece 2,5 saniyede ulaşabiliyor ve azami 310 km/s hıza çıkabiliyor. 122 kWh kapasiteli bataryası 350 kW DC hızlı şarjı desteklerken, özel geliştirilen ses sistemiyle sürücüye ikonik motor hissini yaşatmaya devam ediyor. ABD pazarı standartlarına uygun olarak tasarlanan araç, müzayedenin ardından nihai kontroller için Maranello’ya döndükten sonra 2027’nin ilk çeyreğinde yeni sahibine teslim edilecek.

Süper otomobil markası manuel vitese
Şirketten sızan bilgilere göre marka, uzun yıllar sonra ilk kez 3 pedallı özel bir model geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. İddialara göre McLaren, şirket içinde "P50" kod adıyla yürütülen yeni bir proje üzerinde çalışıyor. Modelin, markanın ikonik F1'inden bu yana manuel şanzımanlı ilk otomobil olması bekleniyor. Bu gelişme, performans tutkunları arasında büyük heyecan yarattı. 100 ADET BİLE ÜRETİLMEYECEK Haberlerde yer alan bilgilere göre P50 son derece sınırlı sayıda üretilecek. Toplam üretimin 100 adedin altında kalacağı belirtilirken, bu durum modeli koleksiyoncular için çok daha değerli hale getirecek. FİYATI 2 MİLYON EUROYU AŞACAK Yeni McLaren P50'nin fiyatının 2 milyon euronun üzerinde olacağı konuşuluyor. Böylece modelin, markanın amiral gemisi olarak gösterilen W1'den bile daha yüksek bir fiyat etiketiyle satışa sunulabileceği ifade ediliyor. MOTOR VE ŞANZIMAN DETAYLARI GİZEMİNİ KORUYOR Henüz resmi teknik bilgiler paylaşılmasa da, aracın gerçek bir manuel şanzıman mı kullanacağı, yoksa manuel hissini simüle eden özel bir sistemle mi geleceği netlik kazanmadı. Motor tarafında ise atmosferik bir ünite ile çift turbo beslemeli bir seçenek üzerinde durulduğu iddia ediliyor. GÖZLER 14 AĞUSTOS'TAKİ TANITIMDA Otomobil dünyasının merakla beklediği P50'nin, 14 Ağustos'ta Kaliforniya'da düzenlenecek The Quail etkinliğinde ilk kez resmi olarak görücüye çıkması bekleniyor. McLaren'ın bu etkinlikte tüm detayları açıklayıp açıklamayacağı ise şimdiden büyük merak konusu. İzin alınmadan,

Türkiye'nin dev şirketinin kaderini belirleyen imza
Can Kültür Sanat Eğitim Kurumları İşletmeciliği A.Ş., holding bünyesinde sahip olduğu tüm hisseleri Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) çatısı altında faaliyet gösteren ON Investment B.V.’ye aktardı. 158 MİLYON LİRALIK NOMNAL PAY DEVREDİLDİ Devir işlemine konu olan paylar, Tekfen Holding sermayesinin yüzde 42,8’ine denk geliyor. Toplamda 158.345.113,24 TL nominal değerli hissenin tamamının OYAK bağlı ortaklığına devredilmesiyle birlikte, Can Kültür'ün Tekfen Holding bünyesinde herhangi bir payı veya ortaklık bağı kalmadı. SÜREÇ HAZİRAN AYINDA BAŞLAMIŞTI İki grup arasındaki hisse devri görüşmeleri yakın zamanda gündeme gelmişti. Can Kültür, 9 Haziran 2026 tarihinde yaptığı bilgilendirmede, portföyündeki Tekfen Holding paylarının OYAK’a satışı ve devri amacıyla resmi temaslara başlandığını duyurmuştu. İMZALAR ATILDI RESMEN DEVREDİLDİ Yaklaşık 1,5 ay süren müzakere sürecinin ardından nihai anlaşmaya varıldı. 24 Temmuz 2026 tarihinde taraflar arasında Hisse Satış Sözleşmesi imzalanarak pay devir işlemleri hukuki ve finansal olarak sonuçlandırıldı. İzin alınmadan,

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde En Düşük Emekli Aylığını 23.552 TL'ye Çıkarmayı Öngören Madde Kabul Edildi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülen kanun teklifinin 18. maddesi kabul edildi. Bu madde, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini öngörüyor. Söz konusu düzenlemeyle birlikte en düşük emekli aylıklarında bir artış yapılması hedeflenirken, kanun teklifinin Genel Kurul'daki görüşmeleri devam etmektedir. Düzenlemenin yasalaşma süreci, kanun teklifinin tüm maddelerinin kabul edilmesinin ardından tamamlanacaktır.

Çeyrek asır sonra eurolar değişiyor
Banknotların 2002 yılındaki ilk basımından bu yana geçireceği bu ilk kapsamlı değişim süreci kapsamında hazırlanan tasarımlar, ECB'nin resmi internet sitesi üzerinden halk oylamasına açıldı. Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşları, tasarımlara ilişkin geri bildirimlerini 21 Eylül tarihine kadar iletebilecek. ECB Başkanı Christine Lagarde konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Banknotlar bir ödeme aracından daha fazlası; Avrupa'nın en somut ifadelerinden biridir. Güzelliği ve anlamı birleştiren tasarımlar sayesinde, ortak kimliğimizi güçlendirecekler" ifadelerini kullandı. İki Farklı Tema Oylamaya Sunuldu Habertürk'ün aktardığı bilgilere göre, kamuoyunun beğenisine sunulan ilk tema seçeneğinde Avrupa tarihine ve kültürüne yön vermiş dünyaca ünlü isimlerin portreleri yer alıyor: 5 Euro: Yunan asıllı ünlü soprano Maria Callas 10 Euro: Alman besteci Ludwig van Beethoven 20 Euro: Hem fizik hem kimya alanında Nobel ödülü kazanan tek bilim insanı Marie Curie 50 Euro: Don Kişot romanının yazarı İspanyol edebiyatçı Miguel de Cervantes 100 Euro: İtalyan rönesans sanatçısı ve bilgini Leonardo da Vinci 200 Euro: Nobel Barış Ödülü sahibi Avusturyalı yazar Bertha von Suttner Oylamaya sunulan ikinci tema serisi ise Avrupa'nın doğal yaşamını öne çıkaran "Nehirler ve kuşlar" konseptinden oluşuyor. Bu tasarımda kuş türleri, AB'nin kilit kurumlarıyla simgeleştirilerek banknotlara işleniyor: Kaya Tırmaşıkkuşu: Avrupa Parlamentosu tasviri ile birlikte Yalıçapkını: Avrupa Komisyonu ile ilişkilendirilerek Arıkuşu: Avrupa Merkez Bankası ile birlikte Beyaz Leylek: Avrupa Birliği Adalet Divanı ile birlikte Yeni Banknotların Dolaşıma Girmesi Birkaç Yılı Bulacak ECB, oylama sürecinin ardından nihai tasarımın seçileceğini bildirdi. Ancak kurum, banknotların teknik geliştirme ve güvenlik test süreçleri göz önüne alındığında, yeni euro banknotlarının basılarak dolaşıma girmesinin birkaç yıl alacağını açıkladı. İzin alınmadan,
SUV model araç ülkeden çıkar çıkmaz kilitlendi: 6 ay önce
Yaklaşık altı ay önce 73 bin 500 dolar ödeyerek Seyahat öncesinde yetkili servise bilgi vermesine rağmen uyarmadığını belirten sürücü, sınır ötesinde aracın ekranından yakıt deposu kapağına kadar birçok akıllı sisteminin 30 saat boyunca kilitlendiğini ve otomobilin adeta yarı felç hale geldiğini ifade etti. Yaşanan olayın ardından otomobil üreticisi Zeekr cephesinden konuya ilişkin resmi açıklama geldi. Şirket yetkilileri, aracın ülke sınırları dışında tespit edilmesiyle birlikte hırsızlık ve uluslararası kaçakçılığı önlemeye yönelik güvenlik protokolünün otomatik olarak tetiklendiğini doğruladı. Bu kısıtlamanın motor veya fren gibi kritik sürüş aksamlarını etkilemediğini vurgulayan marka, sürücünün seyahat belgelerini doğrulaması üzerine gönderilen yetkilendirme koduyla sistem kilitlerinin kaldırıldığını bildirdi. Akıllı ve internete bağlı araçların yaygınlaştığı günümüzde yaşanan bu olay, otomobiller üzerindeki uzaktan müdahale ve mülkiyet haklarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. İzin alınmadan,

Körfez ülkeleri Hürmüz'den kurtulmak için daha da borçlanacak
Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar; bölge enerjisinin büyük bölümünün taşındığı Hürmüz Boğazı'na kıyasla saldırılara karşı daha az hassas olan Kızıldeniz ve Umman Denizi kıyılarında yeni altyapı projelerini hayata geçirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda bölge ülkelerinin borçlanma birimleri, altyapı yatırımlarını finanse etmek üzere yeni tahvil ihraçları konusunda bankacılar ve yatırımcılarla görüşmeler yürütüyor. Bloomberg tarafından derlenen verilere göre, bölgeden yapılan tahvil satışları bu yıl 112 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı. HÜRMÜZ'E BAĞLILIĞI SIFIRLAYACAK Körfez yönetimleri alternatif ihracat rotalarına yatırım yapma planlarını açıkça ifade ediyor. BAE Dış Ticaret Bakanı bu ay yaptığı açıklamada, yeni boru hatları ve limanların ülkesinin Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığını sıfırlamaya yardımcı olacağını belirtti. Suudi Arabistan, Yanbu Kızıldeniz Limanı'na uzanan eski bir boru hattını yeniden faaliyete geçirirken, birçok şirket çöl yollarını kullanarak kara yolu taşımacılığını değerlendiriyor. Liman işletmecisi DP World Ltd. ise Asya'ya yapılacak ihracat için iki derin su terminali geliştiriyor. Avrupa'nın en büyük tahvil yatırımcısı Amundi SA'nın yükselen piyasalar sabit getirili varlıklar başkanı Sergei Strigo, Körfez ülkelerinin kredi notlarının genel olarak büyük çaplı tahvil ihraçlarını desteklediğini ve yatırım yapılabilir seviyedeki kağıtlara yönelik talebin devam ettiğini ifade etti. Strigo, bu ülkelerin sahip olduğu güçlü döviz rezervlerinin finansal istikrarı desteklediğini ve ek borçlanmaların piyasa tarafından kolayca karşılanabileceğini vurguladı. ÇATIŞMALAR GÖLGESİNDE YATIRIMCI İŞTHI VE RİSKLER Bölgedeki jeopolitik risklere rağmen Körfez borçlanma senetlerine olan talep güçlü seyrediyor. Kuveyt'in bu hafta gerçekleştirdiği 6 milyar dolarlık tahvil satışında, günlük füze saldırılarına ve petrol ihracatının büyük ölçüde durmasına rağmen teklif edilen miktarın iki katından fazla talep toplandı. Benzer şekilde Suudi Arabistan, Abu Dabi, Katar ve daha düşük kredi notuna sahip Bahreyn de başarılı ihraçlar gerçekleştirdi. Buna karşın artan borç arzı beklentisi ve jeopolitik gerilimler nedeniyle Körfez tahvil spreadlerinde genişleme gözleniyor. RBC BlueBay portföy yöneticisi Anthony Kettle, yatırımcıların artan bütçe açıkları ve arz baskısına karşı kredi temerrüt takası (CDS) kullandıklarını belirtti. Öte yandan Caventor Capital kredi tüccarı Ahmed Nabi, Suudi Arabistan, BAE ve Umman'ın coğrafi avantajları nedeniyle yeni projelerden daha fazla faydalanacağını, ancak çatışmaların yayılması durumunda Kızıldeniz çıkışındaki Babülmendep Boğazı'nın da yeni bir kriz noktası haline gelebileceğini dile getirdi. İzin alınmadan,

Rusya Merkez Bankası, Politika Faizi'ni 25 Baz Puan Daha İndirerek Yüzde 14'e Çekti
Rusya Merkez Bankası, politika faiz oranını 25 baz puan düşürerek yüzde 14'e indirme kararı aldı. Bu kararla birlikte banka, faiz indirim döngüsüne devam etti. Banka tarafından yapılan açıklamada, ülke ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde genel olarak ılımlı büyümesini sürdürdüğü belirtildi. Yaz aylarında gözlemlenen fiyat artışları ve enflasyon beklentilerindeki yükselişin büyük ölçüde geçici faktörlerden kaynaklandığı ifade edildi. Ekonomik büyümenin ikinci çeyrekte ağırlıklı olarak tüketici talebinden destek bulduğu vurgulandı. Ancak, yılın ikinci yarısında tüketim artışının yavaşlayabileceği uyarısı yapılırken, 2026 yılı için büyüme tahmini yüzde 0-1 aralığına çekildi. Merkez Bankası, gelecek toplantılardaki faiz kararlarını enflasyonun seyri, enflasyon beklentileri ile iç ve dış koşullardan kaynaklanan riskleri dikkate alarak belirleyeceğini bildirdi. Mevcut para politikası çerçevesinde yıllık enflasyonun 2026 sonunda yüzde 6-7 aralığında gerçekleşmesi, 2027'den itibaren ise hedef seviyeye dönmesi bekleniyor. Açıklamada, hane halkı, şirketler ve finans piyasası katılımcılarının enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve bu yüksek beklentilerin enflasyondaki kalıcı yavaşlamayı zorlaştırabileceği vurgulandı. İş gücü piyasasındaki sıkılığın kademeli olarak azaldığı ve işsizliğin tarihi düşük seviyelerde kalmaya devam ettiği kaydedildi. Ücret artışlarının yavaşlamakla birlikte verimlilik artışının üzerinde seyretmeyi sürdürdüğü belirtildi. Rusya Merkez Bankası, bu son indirimle birlikte Eylül 2022'den bu yana ilk kez faiz indirimi gerçekleştirdiği Haziran 2025'ten itibaren başlattığı gevşeme sürecini sürdürdü. Banka, o tarihte oranı yüzde 21'den 20'ye çekmiş, sonraki indirimlerle politika faizini 2025 sonunda yüzde 15,5'e, Mart 2026'da yüzde 15'e ve geçen ay yüzde 14,25'e düşürmüştü.

Küresel Çatışmalar, İklim Koşulları ve Artan Taleple Soya Fasulyesi Fiyatları Yükselişte: 12.49 Dolar Seviyesi Görüldü
Küresel gıda enflasyonu tehdidi, Karadeniz'den Hürmüz Boğazı'na ve Kızıldeniz'in güneyine uzanan tahıl ticaret koridorlarını etkileyen çatışmalar nedeniyle yeniden gündeme geldi. Avrupa ve ABD'yi etkisi altına alan kavurucu sıcak hava dalgaları ile önemli tarım üretim bölgelerinde artan El Nino riskleri de bu tehdidi körüklüyor. Yükselen enerji ve gübre maliyetleri soya fasulyesi fiyatlarında ciddi artışa yol açarken, ABD'nin önemli tarım bölgelerinde yaşanan kuraklık da arz endişelerini sürdürüyor. Uzmanlar, kurak hava koşullarının soya fasulyesi verim potansiyelini önemli ölçüde azaltabileceğini tahmin ediyor. Soya fasulyesinin ağustos ayında kabuk oluşumu ve kabuk dolumu aşamasına girmesi nedeniyle, bu dönemdeki hava koşullarının nihai küresel üretimi büyük ölçüde belirleyeceği öngörülüyor. Bu gelişmelerin etkisiyle, Chicago Ticaret Borsası'nda işlem gören soya fasulyesinin kile başına fiyatı 12,49 dolara ulaşarak Mayıs 2024'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Mayıs 2024 döneminde soya fasulyesi fiyatları 12,58 doları görmüştü. Belirli bir döneme kıyasla yüzde 18,9'luk bir artış kaydedildiği de belirtildi. Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, soya fasulyesindeki yükselişin tek bir nedene bağlanamayacağını ifade etti. Ergezen, son dönemdeki yükselişin ana etkenlerinden birinin, dünyanın en büyük soya fasulyesi ithalatçısı olan Çin'in yoğun alımları olduğunu vurguladı. Çin'in son iki hafta içinde ABD'den 812 bin tonluk soya fasulyesi alımı gerçekleştirdiği bildirildi. Ergezen, özellikle ABD'de yüksek hava sıcaklıkları ve düzensiz yağışların yaşandığına dikkat çekerek, başlıca üretici ülkeler olan Brezilya ve ABD'deki hava koşullarının etkisini değerlendirdi. Brezilya'da El Nino etkisiyle sıcaklıkların değişken olduğunu, ABD'de ise bu etkinin kısmen sınırlı kaldığını belirtti. Uzman, bu koşulların verim kaybına ve rekoltede düşüşe yol açarak fiyatlamalara yansıyacağını öngördü. El Nino'nun 2027 başına kadar devam etmesinin beklendiğini ve güçlü bir El Nino görülmesi durumunda soya fasulyesi rekoltesinin beklentilerden daha fazla azalabileceğini, bunun da fiyatların önümüzdeki altı aylık dönemde güçlü kalmasına neden olabileceğini dile getirdi. Ergezen, tüm bu faktörler çerçevesinde küresel soya fasulyesi stoklarının güçlü olmadığını ve Çin'in alımları ile petrol fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği biyodizel ve biyoyakıt talebiyle birlikte talep tarafında belirgin bir artış yaşandığını ekledi.

24 Temmuz 2026 Döviz Kurları: Dolar Güne Yükselişle Başladı, Euro 54 Lira Sınırında
24 Temmuz 2026 tarihinde serbest piyasada döviz kurları, güne doların yükselişiyle başlarken, Euro da 54 lira seviyelerine yaklaştı. Dün 47,2380 liradan kapanan doların satış fiyatı, yeni güne artışla girdi. İstanbul serbest piyasada dolar, 47,3490 liradan güne başladı. Alış fiyatı 47,3470 lira olarak belirlenirken, satış fiyatı 47,3490 lira seviyesinde seyrediyor. Euro ise 53,9230 liradan güne başlangıç yaptı. Serbest piyasada 53,9210 liradan alınan Euro'nun satış fiyatı 53,9230 lira oldu. Dünkü kapanışta Euro'nun satış fiyatı ise 53,8330 liraydı.

Brent Petrol Fiyatları Düşüşte: Güçlü Arz ve Fed Faiz Beklentisi Etkili Oldu
Brent petrolün varil fiyatı, dün 100,69 dolardan kapanmasının ardından bugün yaklaşık yüzde 1'lik bir düşüşle 99,63 dolar seviyesinde işlem görüyor. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı ise 91,02 dolar olarak kaydedildi. Dün, Brent petrol 102 dolara kadar yükselmişti. Petrol fiyatlarındaki bu geri çekilmenin başlıca nedenleri arasında, ABD ile İran arasındaki artan gerilime rağmen küresel piyasalarda beklenen düzeyde fiziki arz kaybının yaşanmaması ve ABD Merkez Bankası (Fed)'nın faiz artırımına gideceği beklentilerinin petrol talebini baskılayacağı öngörüsü bulunuyor. Dün, Brent petrol mayıs ayından bu yana en yüksek seviyesini görmüştü. Bu yükselişte, ABD ile İran arasındaki tırmanan gerilimin Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatını aksatabileceği endişeleri ve Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası sonrası Babülmendep Boğazı'nda artan güvenlik riskleri etkili olmuştu. Dünya enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma riskinin Kızıldeniz'e sıçraması arz endişelerini artırsa da, fiziki arzın güçlü seyrini koruyacağı beklentisi fiyat artışının daha sınırlı kalmasında önemli rol oynadı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol'un açıklamalarına göre, ham petrol piyasaları dengeleyici unsurlardan destek almaya devam ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez üreticileri, petrolü Hürmüz Boğazı dışındaki alternatif güzergahlar üzerinden küresel piyasalara ulaştırırken, Boğaz'dan sevkiyat da sürüyor. Ayrıca ABD, Brezilya, Venezuela ve Kazakistan gibi diğer üreticilerin ihracatlarını artırması, Körfez kaynaklı olası arz kayıplarını telafi ediyor. Talep tarafında ise Çin'in ham petrol ithalatını savaş öncesi seviyelere göre yaklaşık yüzde 50 azaltması, piyasaların dengelenmesinde etkili oluyor. IEA, üye ülkelerin acil durum petrol stok salımlarının piyasada önemli rahatlama sağladığını belirtti. Ajansın 11 Mart'ta duyurduğu ortak eylem kapsamında piyasaya sunulması planlanan 400 milyon varil petrolün yaklaşık 290 milyon varili piyasaya sürüldü ve kalan miktar da kademeli olarak ulaşmaya devam ediyor. IEA üyesi ülkelerin, kamu kontrolündeki 1 milyar varili aşkın rezervler de dahil olmak üzere önemli miktarda acil durum petrol stoğu tuttuğu vurgulandı. IEA'nın son Petrol Piyasası Raporu'na göre, Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden başlaması ve Körfez'deki üretimin kısmi toparlanmasıyla küresel petrol arzı haziranda bir önceki aya göre günlük yaklaşık 4,1 milyon varil artarak 98,76 milyon varile yükseldi. Bu artışa rağmen küresel petrol üretimi, ABD/İsrail-İran gerilimi öncesi seviyenin yaklaşık 9,4 milyon varil altında seyretse de, arzın toparlanma eğilimi göstermesi piyasalardaki arz endişelerinin hafiflemesine yardımcı oldu. Diğer yandan, ABD'de ticari ham petrol stoklarının beklentilerin aksine artış göstermesi, petrol fiyatları üzerindeki aşağı yönlü baskıyı destekledi. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), ülkedeki ticari ham petrol stoklarının geçen hafta yaklaşık 2 milyon varil artarak 411,7 milyon varile ulaştığını duyurdu. Piyasalarda ise stokların yaklaşık 2 milyon varil azalması bekleniyordu. Ayrıca, İran'a ait bir petrol tankerinin ABD ablukasını aşarak Umman Denizi'ne geçtiği yönündeki haberler, İran petrol ihracatının tamamen kesilmeyebileceği beklentisini güçlendirerek fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdı. ABD Merkez Bankası (Fed)'nın faiz artırımı beklentileri, petrol fiyatları üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Dün kaydedilen petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon ve ekonomik büyümeye ilişkin olumsuz beklentileri artırırken, merkez bankalarının gelecekteki sıkılaşmacı adımlarına yönelik endişeleri de tetikledi. Para piyasalarında, Fed'in bu yıl sonuna kadar toplam iki kez faiz artırımı yapabileceği güçlü şekilde fiyatlanıyor. Bankanın eylül veya ekim toplantılarından birinde atacağı faiz artırımı adımının ardından aralık ayında da ek bir artış yapacağına dair tahminler yüzde 78'e ulaştı. Ülkede faiz artırımına gidilmesinin ekonomik aktiviteyi ve dolayısıyla petrol talebini azaltarak fiyatları aşağı çekmesi bekleniyor. Teknik analizde, Brent petrol için 101,17 dolar direnç, 99,34 dolar ise destek bölgesi olarak takip ediliyor.

Petrol fiyatları mayıstan bu yana ilk kez 100 dolara ulaştı
Küresel petrol fiyatları için gösterge niteliğindeki Brent petrol, ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırılarını artırmasının ardından günlerdir süren yükselişini sürdürerek perşembe günü yüzde 6'dan fazla değer kazandı. Yemen'deki Husi milislerinin Kızıldeniz'deki petrol tankerlerine saldırması ve Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'nı baypas etmek için kullandığı kritik bir ihracat rotasını tehdit etmesi üzerine fiyatlarda sıçrama yaşandı. Doğalgaz fiyatları da son bir ayda düzenli bir artış gösterdi. İngiltere gösterge doğalgaz fiyatı, haziran ayı sonunda yaklaşık 98 peni seviyesindeyken mevcut durumda term başına yaklaşık 150 peni seviyesine yükseldi. Petrol fiyatları, ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin ardından düşüşe geçmişti. Fiyatlar, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik askeri harekata başlamasından önce görülen seviyelere gerilemişti. Ancak ateşkes başarısız oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio bu hafta yaptığı açıklamada, İran'daki yetkililerin bir anlaşmaya varmaya hazır olmadığını belirtti. Süren çatışmalar, İngiltere ve ABD de dahil olmak üzere birçok ülkede enflasyonu yükseltme ve tüketiciler için daha yüksek fiyatlara yol açma riski taşıyor. Akaryakıt fiyatları artıyor Yüksek petrol fiyatları genellikle benzin ve motorinin pahalılaşmasına neden oluyor. Sürücüler bu durumdan doğrudan etkilenirken, işletmelerin artan taşıma maliyetlerini müşterilere yansıtması sebebiyle gıda gibi diğer ürünlerin fiyatlarının da yükselmesi bekleniyor. Enflasyon, motorin ve benzin fiyatlarındaki yavaşlamanın etkisiyle haziran ayıyla biten yılda İngiltere'de yüzde 2,6'ya, ABD'de ise yüzde 3,5'e geriledi. Ancak Orta Doğu'da yeniden alevlenen çatışmalar nedeniyle bu yavaşlamanın kısa ömürlü olup olmayacağına dair sorular varlığını koruyor. Açıklanan yeni veriler, İngiltere'de benzin fiyatlarının temmuz ayı başından bu yana litre başına 5 peni artarak yaklaşık 1,56 sterline ulaştığını gösterdi. RAC verilerine göre motorinin litresi ise ortalama 1,72 sterlin seviyesinde bulunuyor. Sürücü savunma grubu AAA'ya göre ABD'de ortalama benzin fiyatları, bir ay önceki 3,92 dolar seviyesinden tekrar galon başına 4 doların üzerine çıktı. Quilter Cheviot Yatırım Yöneticisi Jonathan Raymond yaptığı açıklamada, daha pahalı yakıt ve enerjinin geniş ekonomiye yayılarak işletmelerin maliyetlerini artırabileceğini ve nihayetinde gıda ile diğer ürünlerin fiyatlarına yansıyabileceğini söyledi. Raymond, bu durumun enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için yeni bir baş ağrısı oluşturduğunu ifade etti. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmeye devam etmesi halinde politika yapıcıların faiz oranlarını daha uzun süre yüksek tutma veya artırma baskısı altına girebileceğini belirten Raymond, bu durumun halihazırda zorlanan konut kredisi sahipleri ve borçlular için bir darbe olacağını kaydetti. İngiltere'de akaryakıt fiyatları neden yeniden yükseliyor İngiltere'de faiz oranlarını belirleyen İngiltere Merkez Bankası, son dört toplantısında faizleri yüzde 3,75 seviyesinde sabit tuttu. Capital Economics Baş İngiltere Ekonomisti Paul Dales, Bankanın faizleri neredeyse kesin olarak yeniden sabit tutacağına inandığını söyledi. Ancak Dales, enerji fiyatlarındaki artışın hafiflemesi halinde analistlerin gelecek yıl faiz indirimleri beklemeyi sürdürdüğünü ifade etti. ABD Merkez Bankasının (Fed) yeni atanan başkanı Kevin Warsh, geçen hafta Kongreye yaptığı açıklamada, merkez bankasının kalıcı şekilde yüksek seyreden enflasyona toleransı olmadığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump, Warsh'un selefi Jerome Powell'a faiz oranlarını düşürmesi yönünde baskı yapmıştı. Trump, Amerikalıların borçlanma maliyetlerinde indirim yapılması yönündeki talebini Warsh'un yerine getirmesini beklediğini açıkça belirtti. Ancak Fed, geçen ay Warsh yönetimindeki ilk toplantısında ABD faiz oranlarını yüzde 3,5 ile yüzde 3,75 arasında sabit tuttu. Warsh, Kongreye yaptığı açıklamada, Orta Doğu'daki çatışmanın fiyatları etkilemesinin ardından fiyat istikrarını yeniden sağlamaya kararlı olduğunu vurguladı. ETİKETLER Petrol Brent Petrol Akaryakıt Benzin Altın Dolar

S-400’un diyeti 5 milyar dolar
5 milyar dolara S-400 savunma sistemi aldık, hiç kullanmadık, ABD yaptırımlarına uğradık, F-35 projesinden çıkarıldık. Rusya’ya yapılan bu ödemenin ardından şimdi de Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santrali için Ruslara 5 milyar dolarlık teşvik veriliyor. TBMM’de ele alınan torba teklif ile 31 Aralık 2045 tarihine kadar nükleer santral inşaat işleri nedeniyle Katma Değer Vergisi (KDV) iadesi yapılacak. 100 YIL BAĞLIYIZ Makine ve teçhizat teslimlerinde de KDV alınmayacak. Kurumlar Vergisi’ndeki örtülü sermaye sınırı tespiti yüzde 50 yerine yüzde 25 olarak uygulanacak. Deniz Yavuzyılmaz “Nükleer santrallere yeni teşvikler maddesi, AKP’nin Meclis’e verdiği kanun teklifinde yoktu sonradan komisyonda eklendi” diyen CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “Bu hükümleri emekli maaşına 3 kuruş zam yapan kanun teklifinin içine koydular” ifadesini kullandı. Yavuzyılmaz “Akkuyu için Rusya’ya bugüne kadar sağlanan teşvikler 9 milyar 819 milyon dolara ulaştı. Şimdi de 5 milyar dolar daha teşvik veriliyor” dedi ve bunun S-400’lerin diyeti olduğunu savundu. Yavuzyılmaz, Akkuyu’nun yönetim kurulunda Türk üye olmamasını eleştirerek “Akkuyu’nun ömrü, işletme süresi, uzatma süresi, söküm süresi dahil toplam 100 yıl ve Türkiye’yi 2.125 yılına kadar Rusya’ya göbeğinden bağımlı hale getiriyor. Rusya bu süre içinde 478 milyar dolar elde edecek. Bu santral Moskova’da değil, Mersin’de ama santralin yönetim kurulunda 4 Rus, bir Fransız var. Türk üye yok. Türkiye’nin Akkuyu’daki ortaklık payı da sıfır” dedi. ABD Dışişleri’nden Kongre’ye F-35 mektubu S-400 sorunu öyle bir noktaya ulaştı ki Türkiye ne Rusya’yı ne de ABD’yi memnun edebiliyor. Yunan gazete Kathimerini’nin ulaştığı belgeye göre ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre’ye gönderdiği 22 Temmuz tarihli mektupta Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılmak için gerekli yasal şartları henüz yerine getirmediğini bildirdi. CAATSA MESAJI ABD, Türkiye’nin S-400 füze savunma sistemine sahip olmadığının kesinleştirilmesi, gelecekte bu sistemi tekrar edinmeyeceğine dair güvence vermesini istiyor. Mektupta, Washington’ın politikasının değişmediği ve ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) ile tamamen uyumlu kalmaya devam ettiği yinelendi. Demokrat Kongre Üyesi Wesley Bell’e verilen yanıtta, Dışişleri Bakanlığı Yasama İşleri Bürosu, ABD yasalarında belirtilen yasal şartlar tam olarak karşılanmadıkça Türkiye’ye hiçbir F-35 uçağının transfer edilemeyeceğini vurguladı. İzin alınmadan,

Şeyh Mansur'un 'yüzen sarayı' yeniden Marmaris'te
Haziran ayındaki ikinci gelişinde ise tankerlerle 540 bin litre yakıt taşındı; yakıt ve erzak harcamalarının yaklaşık 30 milyon lirayı bulduğu kaydedildi. Böylece yatın yalnızca ilk iki ziyaretinde aldığı yakıt miktarı 940 bin litreye ulaştı. Bu miktar, 50 litrelik deposu bulunan yaklaşık 18 bin 800 otomobilin deposunu tamamen doldurmaya yetiyor. Üçüncü ikmalde verilecek yakıtın miktarı ve kesilecek faturanın büyüklüğü henüz açıklanmadı. İzin alınmadan,

Gıda devi su markasının yarısını sattı
Şirket, su iş kolunun yüzde 50'sini ABD merkezli yatırım şirketi Platinum Equity'ye yaklaşık 3 milyar euro nakit karşılığında devrettiğini duyurdu. Gerçekleşen bu anlaşmayla birlikte taraflar, Peranel adı altında yüzde 50-50 ortaklık yapısına sahip yeni bir şirket çatısı altında bir araya gelecek. YENİ ŞİRKET ÇATISI ALTINDA BİRLEŞECEKLER 4,9 milyar euro işletme değeri biçilen yeni ortak girişim Peranel bünyesinde Perrier, S.Pellegrino, Acqua Panna ve Nestle Pure Life gibi dünyaca ünlü markaların yanı sıra şirketin çeşitli yerel su operasyonları da yer alacak. İşlemin 2027 yılının ilk yarısında tamamlanması öngörülüyor. MARKANIN FRANSA'DA BAŞI DERTTEYDİ Nestle'nin su bölümü; özellikle Fransa'da gündeme gelen izinsiz su arıtma uygulamalarına yönelik soruşturmalar, çevresel eleştiriler ve sürdürülebilirlik tartışmaları nedeniyle uzun süredir yoğun bir kamuoyu baskısıyla karşı karşıyaydı. Bu gelişmeler üzerine şirket yönetimi, su faaliyetlerinin geleceğine ilişkin farklı stratejik seçenekleri masaya yatırdığını daha önce kamuoyuna duyurmuştu. NESTLE ANA İŞ KOLLARINA YOĞUNLAŞACAK Süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Nestle CEO'su Philipp Navratil, şirketin büyüme ve kârlılığı artırmak amacıyla bundan sonraki süreçte bebek maması, kahve ve evcil hayvan ürünleri gibi ana iş kollarına odaklanacağını vurguladı. KUZEY AMERİKA'DA BEKLENEN OLMADI Açıklanan finansal sonuçlarda öne çıkan bir diğer kritik detay ise Kuzey Amerika pazarındaki satış hacimlerinde yaşanan gerileme oldu. Nestle'nin, satış hacmini gösteren reel iç büyümenin söz konusu bölgede negatif seviyeye gerilediğini duyurması piyasalarda ve yatırımcılar tarafında hayal kırıklığı yarattı. Kuzey Amerika'dan gelen zayıf satış verilerinin etkisiyle Nestle hisseleri gün içerisinde yüzde 7,3'e varan oranlarda değer kaybetti. Şirket hisselerinde 2020 yılından bu yana kaydedilen en sert günlük düşüş olarak kayıtlara geçen bu satış dalgası, Nestle'nin yıl başından itibaren elde ettiği finansal kazançların da büyük bir kısmını sildi. İzin alınmadan,

Depoyu fullemenin maliyeti yılbaşından beri 1000 TL arttı
Petrol fiyatları 100 doları aştı. Yükselen petrol fiyatları ise akaryakıta zamları peş peşe getiriyor. Benzinin litre fiyatına 23 Temmuz tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1,35 TL zam yapıldı. Bu zam sonrasında İstanbul Avrupa yakasında benzinin litre fiyatı 67,04 TL'ye yükseldi. Son gelen zamlarla benzinin litre fiyatında rekor tazelendi. Temmuz başından beri benzinin litre fiyatı yaklaşık 5 TL zamlanmış oldu. Motorinin litre fiyatında ise değişim yaşanmadı. Motorin daha önce gelen zamlarla İstanbul Avrupa yakasında 74 liranın üzerini görmüştü. TANSİYON YÜKSELDİ PETROL 100 DOLARI AŞTI ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin Hürmüz Boğazı'nda petrol sevkiyatını aksatabileceği endişesi ile Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukasının ardından Babülmendep Boğazı'nda artan güvenlik riskleri petrol fiyatlarındaki yükselişte etkili oldu. Brent petrolün dün 94,07 dolardan tamamlayan vadeli varil fiyatı, bugün saat 16.16 itibarıyla kapanışa göre yaklaşık yüzde 6,5 artarak 100,17 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili de 91,54 dolardan alıcı buldu. 250 LİRA FAZLA ÖDEMEK GEREKİYOR Son zamlarla birlikte Türkiye’de bir depo benzinin fiyatı ortalama 3 bin 352 liraya yükseldi. Motorinde ise 50 litrelik bir depoyu doldurmak için ödenmesi gereken rakam 3 bin 700 lirayı buldu. Haber Hürriyeti'nde yer alan habere göre, 60 litrelik bir depoda ise ödenecek fiyat 4 bin lirayı aştı. 60 litrelik bir deposu olan araç için 4 bin 22 lira, motorin için ise 4 bin 440 liraya ulaştı. Temmuz başından beri gelen zamla tek bir depoda ortalama ek maliyet 250 TL’yi buldu. Gelen zamların ardından Türkiye’de ortalama bir 50 litrelik depo, Ocak 2026'dan bugüne kıyasla benzinde yaklaşık 700 TL, motorinde yaklaşık 1.000 TL daha pahalıya doluyor. İzin alınmadan,